10 Şubat 2009 Salı

FERİSİ VE VERGİCİ

Χρώμα  κειμένου
HaΧρώμα  κειμένουΧρώμα  κειμένουlep ve İskΧρώμα  κειμένουenderun Metropoliti Pavlos Yazıcı.
Ferisi: İsa Mesih döneminde dindar bir Yahudi mezhebidir. Bu mezhepten olanlar Kutsal Yasaya ve yüzyıllar boyu yasaya dayandırılan kurallara sıkı sıkıya bağlı yaşayanlardı.
(Ferrisiliğin İbrası ve Vergiciliğin Çırpınışı)

“Fakat göğsüne vurup şöyle diyordu: Ey Allah’ım ben günahkara acı.”

İncilin bu bölümünde Mesih bize iki tezat kişilik olan Ferisi ve Vergici’yi izah ediyor. İlki insanların gözünde ikincinin aksine imanlı bilinir. Halbuki ferisi kibirliydi. Yaptıklarıyla kendini aklamaya çalıştı. Vergici ise çırpınarak gitti ve Allah’tan kendisine acımasını, merhamet etmesini istedi. Ferisilik ibadetin kanseridir. Ölümcül hastalıktır. Ama vergicinin ruhu yaşam veren bir afiyettir ve gerçek bir ibadettir.
O halde gerçek iman nedir? Gerçek doğruluk ve aklanma nedir? Sonuç olarak doğruluğa nasıl sahip oluruz ve bunun yolu nedir? Tapınak terazisi üzerine Mesih’in iki insan karşılaştırması boşuna değil Dua insanın içini keşfeder ve insanın gerçeğini yansıtır. İmanın sırrını Aziz Pavlus Mesih’in insan oluşuyla sınırlar. İnsanın Allah ile düğünü ve O’nun la birliğidir.
Yaptıklarımız yalnızca bir sunuş amacı taşıyorsa somut işlerden öteye gitmez. Allah’ın hesapları gizlidir. Bu işlerimizi Allah ile birleşme amacıyla yaparsak o zaman bu işler gerçek faziletlere dönüşür. Bu ayrım Triyodio’nun başlangıcı olan bu en önemli ruhsal süre ve oruçta zaruridir.
Faziletler yaptığımız işler değildir. Aksine kutsal ruh’un bizdeki eylemleridir. Dar anlamda ruhsal hayat bugün kelimenin yaygın olan anlamıyla ahlaki yaşam değildir. Bizleri hareketlendiren ruhtaki hayattır. Ruhsal insan bedenini ruhuna diz çöktüren insandır. Ruhunu Kutsal Babanın ruhuna tabi kılan insandır. Bu insanın eylemleri doğrudur. Bu hayatın ürünüdür. Ve bu hayatın doğruluğu Allah ile olan diri alakadır. Onunla birlikteliktir.
Aziz Grigorios Palamas diyor ki: Allah için yapmadığınız her iş günahtır. Bu yüzden doğruluğun yolu yaptığınız işler ve eylemler değildir. Bu yol gerçek ezilmişliktir, geriye kalan ise Allah’ın bizde tamamıdır. Doğruluğumuzu gösteren şey Rab İsa ile olan irtibatımızın miktarıdır. Haç üzerindeki iki suçluda gördüğümüz budur.
Doğruluk kutsallıktır. Kutsallık ta tanrısallaşmadır. Tanrısallaşma ise ahlaki eylemler değildir, aksine yalnızca temiz yüreklilerle birlikte olan Allah ile birleşmedir.
Bu yüzden aklanmanın fiili yolu “ruhsal eğitim kitabının öğütlediği gibi” insanın kendini aklaması değil kendisini suçlamasıdır. Kendini beğenmek değil, eziklik duymaktır. Ferisi ve Vergici’nin her ikisi de beğeni duygusuna sahipti Ferisi kendisini beğeniyordu, vergici ise Allah’ın sevgisini ve merhametini beğeniyordu.
İnsanın kendini suçlaması “Gizli bir sağlıktır.”Ama insanın kendini aklaması ise “Saklı bir kanserdir”. İlki Mesih ile itaatkar bir şekilde buluşmamızda oluşur, oysa ikincisi bizi kendimizde bulur ve bizi hayatımız olan İsa Mesih’ten ayırır. Duralım ve vergici gibi dua edelim “Ey Allah’ım ben günahkara merhamet et ve acı”. İşte tövbenin kapıları bunlardır. Bundan başka bir kapıdan giren ise suçludur ve hırsızdır. Budur göğün kapısı . Amin.

Hiç yorum yok: