<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747</id><updated>2011-09-28T22:22:28.325+03:00</updated><title type='text'>ORTODOKSLUK</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>43</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-3181339182128468462</id><published>2011-03-23T10:49:00.003+02:00</published><updated>2011-03-23T11:30:30.274+02:00</updated><title type='text'>HRİSTİYANLIĞIN MANEVİ HAYATININ TECRÜBESİ.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-dlhtgV-F9_g/TYm4VZB_2EI/AAAAAAAAAJ8/FxnAMlCEvog/s1600/%25CF%2580%25CE%25B1%25CE%25BD%25CF%2584%25CE%25BF%25CE%25BA%25CF%2581%25E1%25BC%2580%25CF%2584%25CE%25BF%25CF%25812.bmp"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 230px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5587199490365839426" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-dlhtgV-F9_g/TYm4VZB_2EI/AAAAAAAAAJ8/FxnAMlCEvog/s320/%25CF%2580%25CE%25B1%25CE%25BD%25CF%2584%25CE%25BF%25CE%25BA%25CF%2581%25E1%25BC%2580%25CF%2584%25CE%25BF%25CF%25812.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hristiyanlığın manevi hayatının tecrübesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günlerde Rab İsa Mesih havarilik makamına ilk iki öğrencisi olan Andreas ve Petrus’u davet etmişti. Celile Beytsayda’dan ve aynı zamanda Andreas ve Petrus’un memleketinden olan Filippos’u bulmuş ve ona beni takip et demişti. Filippos,Rahibimizle ilk görüşmesinden hoşlanmıştı. Rab ile arasında oluşan bu sevinçli olayı kendi içinde tutamazdı. Natanail’e coşkuyla koşarak O’na şöyle dedi “ Musa ve peygamberlerin bahsettikleri kişiyi bulduk. O Nasıralı İsa ‘dır.” Fakat tereddüt eden Natanail Şöyle der;&lt;br /&gt;“Kötü görünümlü bir köy olan Nasıra’dan iyi bir şey çıkması mümkün mü ? Filippos ona şöyle cevap verdi “Gel kendin gör ve ikna olacaksın.” Filippos İsa’nın Mesih olduğundan nasıl emindi ? Küçük bir görüşmeden nasıl ikna olmuştu.Kısa bir zamanda Filippos ne görmüştü? Oysa hayret edici bir mucize görmemişti. O zaman gördüğü şey neydi? Filippos İsa’nın ışıldayan yüzünden etkilendi. İsa’nın ışıldayan yüzü Filippos’un imanına yetmişti.&lt;br /&gt;İsa’dan duyulan mucizevi sözler O’na kalbinde beklediği kişinin O olduğunu ıspatlamaya yeterliydi.İsa Mesih’e bakarken O’nun farklı olduğunu ve içinde büyük şeyler sakladığını anlamıştı. O’nun kutsallığını ve nimetini hissetmişti. O’nu dinlerken daha önce bu bilgelikte hiç kimseyle konuşmadığnı anlamıştı. İsa’nın sesi O’nun içini ısıtarak ruhunda Kutsal hisleri doğurmuştu. İçinde görülmemiş bir coşku, yaşanmamış bir sevgi ve kuvvetli bir iman yaratmıştı. Öyle ki İsa’nın sevgisinden dolayı kalbinde olan ateşi ve olayı hemen arkadaşına iletmek istedi. Kutsal Ortodoks kilisesinde bu olay daima böyle olur. Kilisemizin kutsal sırlarını ve İsa Mesih’in nimetlerini yaşamış olan imanlılar O’ndan başka kimseyi daha fazla sevemezler. Çünkü ruhumuz İsa’nın sevgi ateşinden yanarken ve O’nun sırsal iletişim tecrübesiyle coşarken bu coşkuyu içimizde tutamıyor ve bunu başkalarına iletmek istiyoruz.&lt;br /&gt;Ortodoks Kilise’mizden tatmış olduğumuz ve hayatımıza taşmış İsa Mesih’in sevgisinden bahsedebiliriz.Öyle ki Ortodoks Kilisesi dışında kurtuluş yoktur. Tek kurtuluş Ortodoks Kilise’sinin manevi hayatıdır.&lt;br /&gt;Natanail’in kendine doğru geldiğini gören Rabbimiz İsa şöyle dedi :&lt;br /&gt;“İşte içinde kötülük olmayan gerçek bir İsrailli!!...Kuşkulanan Natanail: “Beni nereden tanıyorsun Rabbim” dedi. İsa şöyle cevap verdi Filippos seni çağırmadan önce incir ağacının altında gördüm” O zaman hayranlık içinde olan Natanail şöyle dedi “Rabbi !! sen gerçekten Allah’ın oğlusun ve İsrail’in beklediği kralsın.” İsa ona : “Seni incir ağacının altında gördüğümü söylediğim için mi bana iman ediyorsun.” Dedi. Sana doğrusunu söyleyeyim,bundan çok daha büyüklerini göreceksin. Sizi temin ederim ki vaftizimle beraber şimdiden göklerin açıldığını ve Tanrı’nın meleklerinin aşağıdan yukarıya çıkarak Tanrı’nın Oğluna ve O’nun kilisesinin hizmet ettiğini sizde göreceksiniz. İsa’nın bu son sözleri Ortodoks kilisesinin derin ve özlü anlamını açıklamaktadır.&lt;br /&gt;Çünkü Ortodoksluğumuz nedir?&lt;br /&gt;Sadece gerçek iman değil, fakat kutsallığın tek kuvvetli tecrübesi olup Tanrılaşma yolunda açık gökyüzüdür.Çünkü sadece Ortodoks Kilise’sinde her imanlı bu açık gökyüzü tecrübesine sahip olabilir. Bu gökyüzünü Rab İsa Mesih insan tabiatını almasıyla açtı. Dünya’ya gelişi,yaptıkları,elemi,dirilişi ve gökyüzüne yükselişiyle…..&lt;br /&gt;İşte bu tanrılaşma yolunu her insan İsa Mesih’in tek gerçek Kilisesi olan yani Ortodoks Kilise’sinde yürüyebilir. İmanlılar sadece Ortodoksluk içinde İsa’nın nimetlerini kabul edip O’nun bedenini ve kanını alabilirler. Böylece Azizler ile ve meleklerle iletişime girerek Tanrı’nın ta kendisine yakınlaştırırlar.&lt;br /&gt;Kardeşlerim. Ortodoks Kilise’sinin daimi imanlıları olarak bizde her gün açık gökleri yaşayalım, ve bu sırrı açıkça belirtelim.&lt;br /&gt;Öyle ki; Göklere giden yol: nimet, tecrübe, Tanrıyla iletişim ve Tanrılaşma sadece Ortodokslukta mevcuttur. Benim size kalpten dileğim şudur ki; Bu Tanrılaşmaya inşallah özellikle bu paskalya yortusu süresince dualar ve yapacağınız ruhsal mücadele ile ulaşırsınız.&lt;br /&gt;Rabbimiz Mesih İsa sizleri korusun ve kutsasın .AMİN……&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-3181339182128468462?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/3181339182128468462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=3181339182128468462' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/3181339182128468462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/3181339182128468462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2011/03/hristiyanlgn-manevi-hayatnn-tecrubesi.html' title='HRİSTİYANLIĞIN MANEVİ HAYATININ TECRÜBESİ.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-dlhtgV-F9_g/TYm4VZB_2EI/AAAAAAAAAJ8/FxnAMlCEvog/s72-c/%25CF%2580%25CE%25B1%25CE%25BD%25CF%2584%25CE%25BF%25CE%25BA%25CF%2581%25E1%25BC%2580%25CF%2584%25CE%25BF%25CF%25812.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-6718454085911134993</id><published>2010-12-30T01:00:00.003+02:00</published><updated>2010-12-30T01:16:51.285+02:00</updated><title type='text'>MUTLU NOELLER !!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TRvBSCIKvaI/AAAAAAAAAJw/9Ef_TsasjNg/s1600/%25CE%2593%25CE%25AD%25CE%25BD%25CE%25BD%25CE%25B7%25CF%2583%25CE%25B7%2B1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 259px; FLOAT: left; HEIGHT: 310px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556247080844574114" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TRvBSCIKvaI/AAAAAAAAAJw/9Ef_TsasjNg/s320/%25CE%2593%25CE%25AD%25CE%25BD%25CE%25BD%25CE%25B7%25CF%2583%25CE%25B7%2B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#cc0000;"&gt;Mesih doğdu yücelttiniz, Mesih göklerden geldi karşılayınız, Mesih yer yüzünde onu yükseltiniz. Ey yeryüzü rabbe terennüm et.&lt;br /&gt;Ey uluslar onu seviçle tesbih ediniz çünkü o yüceltildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;İsa Mesih’in doğumu şöyle oldu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;Annesi Meryem, Yusuf’la nişanlıydı. Ama birlikte olmalarından önce Meryem’in Kutsal Ruhtan gebe olduğu anlaşıldı. Nişanlısı Yusuf, doğru bir adam olduğu ve onu herkesin önünde utandırmak istemediği için ondan sessizce ayrılmak niyetindeydi. Ama böyle düşünmesi üzerine Rabb’in bir meleği rüyada ona görünerek şöyle dedi: “Ey Davut oğlu Yusuf! Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruhtandır.Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlardan O kurtaracak.”&lt;br /&gt;Bütün bunlar, Rabb’in peygamber aracılığıyla bildirildiği şu söz yerine gelsin diye oldu: “İşte kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.” “İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.”&lt;br /&gt;Yusuf uyanınca Rab’bin meleğinin buyruğuna uydu ve Meryem’i eş olarak yanına aldı. Ama oğlunu doğuruncaya dek Yusuf onu bilmedi. Doğan çocuğun adını İsa koydu. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-6718454085911134993?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/6718454085911134993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=6718454085911134993' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6718454085911134993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6718454085911134993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/12/mutlu-noeller.html' title='MUTLU NOELLER !!!'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TRvBSCIKvaI/AAAAAAAAAJw/9Ef_TsasjNg/s72-c/%25CE%2593%25CE%25AD%25CE%25BD%25CE%25BD%25CE%25B7%25CF%2583%25CE%25B7%2B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4007197176686176134</id><published>2010-10-29T20:18:00.002+03:00</published><updated>2010-10-29T20:27:29.967+03:00</updated><title type='text'>AZİZ DİMİTRİOS</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TMsCMCD-S6I/AAAAAAAAAJc/Dqw3YRojUhU/s1600/agios_dhmhtrios.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 183px; FLOAT: left; HEIGHT: 244px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5533518972890008482" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TMsCMCD-S6I/AAAAAAAAAJc/Dqw3YRojUhU/s320/agios_dhmhtrios.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;26 EKİM&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;AZİZ DİMİTRİOS'UN HATIRLANIŞI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Aziz Dimitrios zengin bir ailenin çocuğu olarak 260 yılında Selanik’te dünyaya geldi. İlk eğitimini ailesinden aldı. Genç yaşa vardığında memleketine asker olarak hizmet etmek istedi. İnançlı,zeki ve cesur bir insan olduğundan da kısa bir sürede komutan makamına ulaştı. O dönemde Hristiyanların baş düşmanı olan Dioklitianos Roma Kralı idi ve Anadolu sorumlusu ise damadı Maksimianos idi. Maksimianos azizin özelliklerini gördüğünde hristiyan olduğunu bilmeden onu Selanik’e Dük olarak atadı. Aziz bu makama ulaştığında, korkusuzca hristiyanlığı askerlerine eğitiyor ve onlara putların sahte ve insan işi olduğunu anlatıyordu. Bir çok asker, azize eğitim almak için gidiyordu. Kısa bir zaman içerisinde bir çok kişi putperestlik tuzağından kurtularak hristiyan oldu.&lt;br /&gt;Bir gün putperestlerden bir kaçı Maksimianos’a giderek azizin putlara karşı konuştuğunu , tek ve gerçek Tanrı’nın Mesih İsa olduğu eğitisini yaydığını bildirdiler. Maksimianos bundan emin olmak için de bütün üst düzey komutanlarını putlara tapınmaları için davet etti. Azizin tapınağa gelmeyi reddettiğini görünce onu yargılamak için karşısına getirilmesini emretti. Dimitrios neden putlara tapınmaya çağırdığımda gelmedin? Neden bunu reddettin? Efendim hiç bir zaman senin emirlerinden dışarı çıkmadım ve hiç bir zaman senin büyüklüğünü küçümsemedim. Ancak Mesih İsa’ya daha sadığım çünkü O, benim ve bütün insanlığın kurtarıcısıdır.Bu yüzden sizin o sahte tanrılarınıza tapınmayı reddettim.&lt;br /&gt;Maksimianos bu sözlere kızarak azizin karanlık bir odaya kapatılmasını emretti. O oda bir hamamın altında bulunduğundan her yerde pis bir koku ve kirli su vardı. Azizi odaya attıkları zaman, bir akrep yuvasından çıkarak azize saldırmaya kalkıştı. Aziz haçını yaptıktan sonra üzerine bastı ve akrebi öldürdü. O sırada Tanrı’nın meleği azize görünerek ona altın taç taktι ve şunları söyledi: Dimitrios cesaretli ol ve düşmanlarını yeneceksin.&lt;br /&gt;Bunun üzerine aziz, şeytanı yeneceğini anladı. Bu yüzden hapishanede Tanrı’ya şükrediyor ve sevinç dolu dua ediyordu. Tanrı’nın şehidi Dimitrios hapishanede yaklaşık bir sene kaldı. Bütün bu zamanda öğrencileri ziyaretine geliyor, o da onları eğitiyordu.&lt;br /&gt;291 yılında Selanik arenasında teke tek dövüşler gerçekleştirildi. Arenada Maksimianos’tan başka Dioklitianos ta bulunmaktaydı. Bu iki efendi ve putperest halk Lieos adındaki savaşçıyı destekliyorlardı. Lieos çok güçlü ve devasa bir insandı. Daha hiç kimseden yenilmemiş onunla savaşanların da hayatını bağışlamamıştı. Bu savaşcı stada çıktığı zaman hristiyanlara küfür ediyor onları kendisiyle savaşmaları için arenaya davet ediyordu. Azizin öğrencilerinden Nestoras bu sözleri duyduğunda bu devasa adamı öldürmek için öğretmeni olan azize giderek onu kutsamasını istedi. Dimitrios ona: Git sevgili kardeşim. Düşmanını yeneceksin ama Mesih İsa adına da Şehit olacaksın, dedi Nestoras sevinç içerisinde stada döndü. Bir kılıç alarak savaşmak için arenaya çıktı. Halk genç hristiyanı gördüğünde onunla dalga geçip gülüyordu. Liesos gence şunları söyledi: Sen beni yenemezsin ve ölmek içinde çok gençsin. Sen öleceksin ve bende seni yeneceğim! Bu sözler üzerine Lieos Nestoras ile savaşmayı kabul etti. Dimitrios’un öğrencisi haçını çιkardιktan sonra: Dimitrios’un Tanrı’sı bana yardım et! , diye haykırdι.&lt;br /&gt;Kılıcını kaptığı gibi saldırarak tek bir vuruşla devasa adamı yere yığdı ve onu öldürdü. Bütün arena sessizliğe büründü. Hayatında hiç bir zaman savaşmamış olan 20 yaşındaki bir genç putperestlerin sevgili kahramanını öldürmüştü. Bunun üzerine kral genci yanına çağırarak:&lt;br /&gt;Hangi büyülerle yenilmez Lieos’u yenmeyi başardın?&lt;br /&gt;Büyülerle yenmedim. Gerçek Tanrı olan Mesih İsa’nın gücü ile yendim! diye cevap verdi Nestoras. Bu olaydan dolayi çok kızgın olan kral, Lieos’un ölümüne neden olan kılıçla kendisinin de öldürülmesini emretti. Böylece aziz Nestoras, öğretmeninin de söylediği gibi Mesih İsa adına şehit oldu. Yortusu kilisemiz tarafından 27 Ekim’de kutlanmaktadır.&lt;br /&gt;Aziz Dimitrios Mesih İsa adına kanını dökeceği anı sabırsızlıkla bekliyordu. Kral, Nestoras’ın galibiyetini Hristiyanlığın putlara karşı bir galibiyeti gibi algıladığından çok sinirlendi. Bu yüzden Dimitrios’un da öldürülmesini emretti. Askerler hapse girdiklerinde aziz sağ kolunu kaldırarak onu kılıçlamalarını bekledi. Bedeninin ölümüyle Tanrı’nın sonsuz krallığına kavuşacaktı. Askerler azizin karnının yan tarafına indirdikleri kılıç darbeleriyle azizi öldürdüler. Dimitrios’un bedenini hristiyanlarin öldüğü yere gömdüler. Ama o zamandan beri mezarının içerisden muhteşem bir koku yayılmaya ve muhteşem kokulu bir su akmaya başladı. O kirli mekan muhteşem kokuyor kimse bu olayın ne olduğunu anlayamıyordu. Bugüne kadar azizin bedeninin bulunduğu kilisede azizin yortusunun olduğu gün bütün kilise muhteşem kokuyor ve insanlar bu su ile kutsanıyorlar. Bir çok kişi hastalığına derman buluyor. Azizin yortusu kilisemiz tarafından 26 Ekimde kutlanmaktadır. Aziz Dimitrios Selanik şehrinin koruyucusudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4007197176686176134?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4007197176686176134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4007197176686176134' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4007197176686176134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4007197176686176134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/10/aziz-dimitrios.html' title='AZİZ DİMİTRİOS'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TMsCMCD-S6I/AAAAAAAAAJc/Dqw3YRojUhU/s72-c/agios_dhmhtrios.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-6226770809244843882</id><published>2010-10-25T16:25:00.005+03:00</published><updated>2010-10-25T16:45:07.282+03:00</updated><title type='text'>LUKA İNCİLİ ALTINCI PAZAR.</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TMWHrH4jnhI/AAAAAAAAAJU/iVAK09lJJoU/s1600/gadarene.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531976892214910482" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TMWHrH4jnhI/AAAAAAAAAJU/iVAK09lJJoU/s320/gadarene.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;“MERHAMETİ İÇİN ALLAH’A ŞÜKREDELİM. ONA KOŞALIM VE ONDAN HİÇ AYRILMAYALIM.” &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;AZİZ LUKA İNCİLİNDEN ALINAN SÖZLER; &lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Luka:8;27-39&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar; 27İsa Gerasiniler bölgesinde karaya çıkınca, kentten cine tutulmuş bir adam kendisini karşıladı. Uzun süreden beri ne sırtına bir şey giymişti, ne de bir evde oturmuştu. Barınağı mezarlar arasıydı. 28İsa’yı görünce ortalığı inleten bir çığlık atarak O’nun önünde yere kapanıp bağırdı: “İsa, yüce Tanrı’nın Oğlu, benden ne istiyorsun? Ne olur, bana işkence çektirme!” 29Çünkü İsa kötü ruhun adamdan çıkması için kesin buyruk vermişti. Cin sık sık onu çarpardı. Zincirlerle bağlanır, prangaya vurulurdu ama yine de bağlarını koparır, cin tarafından çöllere sürüklenirdi.&lt;br /&gt;30İsa ona, “Adın ne?” diye sordu. Cin, “Lejiyon” dedi. Çünkü adamın bedenine çok sayıda cin girmişti. 31Cinler kendilerini dipsiz derinliklere göndermesin diye İsa’ya yalvardılar. 32Oradaki bayırda büyük bir domuz sürüsü otlamaktaydı. Cinler domuzların içine girmelerine izin vermesi için İsa’ya yalvardılar. O da onlara izin verdi. 33Cinler adamdan çıkıp domuzların içine girdiler. Sürü uçurumdan aşağı denize uçup boğuldu.&lt;br /&gt;34Olaya tanık olan domuz çobanları çil yavrusu gibi dağılarak olup bitenleri kentte, kırsal alanlarda anlattılar. 35Herkes olayı görmeye koştu. İsa’nın yanına vardıklarında, bedeninden cinler çıkan adamı giyinmiş, akıllanmış, İsa’nın ayakları dibinde oturur buldular. Korktular. 36Olaya tanık olanlar, koşup gelenlere cine tutulanın nasıl kurtulduğunu anlattılar 37Gerasiniler çevresinde oturanların tümü kendilerini bırakıp gitmesi için İsa’ya yalvardılar. Çünkü büyük bir korkuyla dolmuşlardı. O da tekneye binip geri döndü.&lt;br /&gt;38Bedeninden cinler çıkan adam İsa’nın yanında kalmak için O’na yalvardı. Ama İsa onu şu sözlerle gönderdi: 39“Evine dön, Tanrı’nın sana yaptıklarının tümünü açıkla.” O da gidip İsa’nın kendisine yaptıklarını baştanbaşa tüm kentte yaydı.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;İNCİL AÇIKLAMASI ;&lt;br /&gt;Luka İncili Altıncı Pazar&lt;br /&gt;(Luka 8 : 27 – 39)&lt;br /&gt;Bugün okunan İncil şöyle diyor: İsa Mesih havarileri ile birlikte Galile gölünü geçti ve kıyı karşısındaki Gerasililerin yoksul ve verimsiz memleketine vardılar ve karaya çıkar çıkmaz, insanlık sıfatını kaybetmiş devamlı dolaşan bir deli bir adam O’nu koşarak karşıladı. Bu insan mezarlık mağaralarında yaşıyor ve çevrede yaşayanların yüreklerine korku ve endişe veriyordu. Bazen onu&lt;br /&gt;bağlamaya uğraştılarsa da, zincirleri iplik gibi kırıyordu dolayısıyla o yoldan geçmeye korkarlardı. Bu nedenle havariler korkup kaçmaya hazırlanıyorlardı. Fakat İsa onlarla beraberdi. Onların dayanağı ve koruyucusu idi. Sessizce ve güvenle durdu ve o zavallı yaratığa şefkatle ve sevgiyle baktı.&lt;br /&gt;Ve o deli adam çıplak bir halde, vahşi ve kaybolmuş gözlerle uzaktan bakıyor ve bağırıyordu: Ey Yüce Allah’ın Oğlu İsa benden ne istiyorsun, sana yalvarırım bana işkence etme. Delinin ağzıyla konuşan o kötü ruh sanki İsa’nın oraya boşuna gelmediğini ve o insanı terk etmek zorunda olduğunu hissetmişti.&lt;br /&gt;Ve şeytanlar zarar ve eziyet vermeden duramadıkları için (zira bu durum onlar için azap olurdu) İsa’dan o çevrede bulunan bir domuz sürüsüne girmeleri için izin vermesini istedi ve İsa’da onlara bu izni verdi. Sayıları iki bini bulan domuzlar, çobanların uğraşmasına rağmen dik yamaçtan aşağı atlayarak denizde boğuldu.&lt;br /&gt;Ama deli adam o saatte sağlığına kavuştu ve örtünerek İsa’nın ayakları yanına çöktü. Ve öğretilerini dinlemeye başladı.&lt;br /&gt;Değerli kardeşlerim dikkatinizi şu soruya çekmek istiyorum: Efendimiz, bazılarını kötü ruhlardan nasıl arındırıyor ve aynı zamanda bu kötü ruhların başkalarına zarar vermelerine nasıl müsaade ediyor? Bu bizim helakımız için midir? Hayır. Efendimiz İsa Mesih kötülüğe, bizleri güçlük çekmekten korumak ve ruhsal faaliyetlerin ikazı için izin verir. Yolcular yollarda giderken soyguncu veya korsan belirtilerine rastlarsa oradan uzaklaşır veya her tarafa bakarak ihtiyatlarını alırlar. Sende ey Hıristiyan kardeşim, dünyanın kötülüğe düştüğünü fark edersen (1Yuhanna 5:19) fitne ve fesadın her tarafa yayıldığını görürsen, kötülüklerden uzaklaş ve tedbirini al, yoksa bu çamur seni günahın cehennemine çekecektir. Bundan kork.&lt;br /&gt;İkinci olarak, kötülükler Hıristiyan insana, imanın sevgisini ve ümidini göstermesi için fırsat verir. Eğer seni alaya alıyorlar ve sana gülüyorlar ve senin Mesih’i faaliyetlerini engelliyorlarsa imanını itiraf et ve kendinin sözde değil, geçek bir Hıristiyan olduğunu göster. Sana hakaret ediliyor ve sövülüyor ve kötülük yapılıyorsa, bu güzel fırsattan sevin, çünkü bu sana, Rabbimiz İsa&lt;br /&gt;Mesih’in vasiyeti olan düşmanlarını sevmek lütuf ve sevgiyle imanını gösterme imkânı verecektir. Musibetler çoğalıp, güzellikler yok olup önünde geleceğe ait hiçbir ışık kalmadığı zaman, alçak gönüllü ol, katlandıkları için er veya geç tanrı mükafatını alacağı ümidiyle nefsini Rabbin nimetine bağla(Matta 16:27)&lt;br /&gt;Hz. Eyüp’ün iyileşmesi musibetlere tahammülünden sonra giderek düzeldi çünkü her kötülük doğruluğun ortaya çıkması için bir vasıtadır. Hıristiyanların maruz kaldığı şiddet yüzünden ümitlerinin ve imanlarının ve sevgilerinin ortaya çıkarması için bu şekilde vesile olmuştur. Bu şekilde göklerin krallığında Azizlerin ve şehitlerin mutluluğuna sahip olmaları mümkün olmuştur. Şeytanın gücü dehşet vericidir ona karşı koruyamayız. Ama gördüğümüz gibi şeytanlar, İsa Mesih’in izni olmadan domuzlara bile giremez. Elimizde yenilmez bir güç var, o da Rabbimiz İsa Mesih’in adı ve hayat veren hacının adıdır. Tanrı bizden yanaysa kim bize karşı olabilir. (Romal.8:31) Davut peygamber dedi ki: çevremi saran binlerce düşmandan korkum yok (Mez.3:16) Çünkü o seni avcı tuzağından ve ölümcü hastalığından kurtarır.(Mez.91:3) Ne gecenin dehşetinden korkarsın, ne gündüz uçan oktan, ne karanlıkta dolaşan hastalıktan, ne de öğleyin yok eden kırgından (Mez.91:5-6)&lt;br /&gt;Efendimiz ona güvenenleri kurtarmakla kalmıyor onları yüceltiyor.(Mez.91:15) &lt;br /&gt;Şükretmek bütün faziletlerin koruyucusudur. Bahçenin ürünleri, dürüst ve doğru bir bekçisi var ise zarardan korunur. Aynı şekilde faziletlerde, eğer şükür mevcut ise görünmeyen hırsızlar tarafından çalınmaz ve ona zarar gelmez. Böylece eğer bir koruyucusu yoksa ruhsal zenginliklerin çalınması kolay olur. Yahuda İskaryot diğer havariler gibi efendimizden büyük ruhsal zenginlikler edindi ama kendisinde bunu koruyacak bir bekçisi olmadığı için Rabbin hibelerini bir saat içinde bitirdi. Görünmeyen hırsız Yahuda’nın sahip olduklarını ondan çaldı. Ruhsal hazineleri, şükretmek korur. Rabbi hoşnut etmeyen şeyler yüzünden göksel babadan uzak kalacaksam ölmek daha iyidir. Merhameti için Allah’a şükredelim. Ona koşalım ve ondan hiç ayrılmayalım. O bize hayat&lt;br /&gt;verir ve sonsuza dek bütün günlerimizde bizimle beraber olur.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-6226770809244843882?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/6226770809244843882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=6226770809244843882' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6226770809244843882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6226770809244843882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/10/luka-incili-altinci-pazar.html' title='LUKA İNCİLİ ALTINCI PAZAR.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TMWHrH4jnhI/AAAAAAAAAJU/iVAK09lJJoU/s72-c/gadarene.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-538081696338901303</id><published>2010-07-04T20:19:00.001+03:00</published><updated>2010-07-04T20:23:15.236+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-371732e738a30c30" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v3.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D371732e738a30c30%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331013896%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D28B0D5A1BFC83681C6E1C0426890FD48C2966319.714537E1787E644406FD40DCC0ACE7DD542B949D%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D371732e738a30c30%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D7DgMyPt_Lu-JP0W1nS3P_vMI7Tk&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v3.nonxt4.googlevideo.com/videoplayback?id%3D371732e738a30c30%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331013896%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D28B0D5A1BFC83681C6E1C0426890FD48C2966319.714537E1787E644406FD40DCC0ACE7DD542B949D%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D371732e738a30c30%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D7DgMyPt_Lu-JP0W1nS3P_vMI7Tk&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-538081696338901303?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/538081696338901303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=538081696338901303' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/538081696338901303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/538081696338901303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/07/blog-post.html' title=''/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-1385964206617976313</id><published>2010-06-29T20:35:00.002+03:00</published><updated>2010-06-29T20:41:21.002+03:00</updated><title type='text'>AZİZ PETRUS VE PAVLUSUN HATIRLANIŞI.</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TCovDN2yidI/AAAAAAAAAI8/hiaWHwxyJfI/s1600/%CE%A0%CE%95%CE%A4%CE%A1%CE%9F%CE%A5+%CE%9A%CE%91%CE%99+%CE%A0%CE%91%CE%A5%CE%9B%CE%9F%CE%A5.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 318px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488250828209949138" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TCovDN2yidI/AAAAAAAAAI8/hiaWHwxyJfI/s320/%CE%A0%CE%95%CE%A4%CE%A1%CE%9F%CE%A5+%CE%9A%CE%91%CE%99+%CE%A0%CE%91%CE%A5%CE%9B%CE%9F%CE%A5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AZİZ PETRUS VE PAVLUSUN HATIRLANIŞI.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Aziz Petrus: İsa Mesih’in ilk havarilerinden olup Andreas’ın kardeşidir. Kendisi Beyt Sayda kasabasında olup asıl adı Simon'dur. Geçimini balıkçılıkla sağlayan fakir bir balıkçı olan Aziz Petrus, kardeşi ile Galile denizine (Lut Gölü) ağ atarken onları izleyen İsa kendilerine balık avlama işini bırakmalarını ve ardından gelmeleri halinde insan avcılığını öğreteceğini belirtilmiştir. Bunun üzerine Aziz Petrus ve kardeşi İsa’ya inanarak onun peşinden gitmişlerdir. (Markos 1:16) İsa Mesih Petrus’u ilk gördüğünde “Sen Yuhanna oğlu Simonsun ve Kifas olarak çağrılacaksın” der. Kifas ve Petrus aynı isimler olup ikisi de "kaya" anlamındadır. Petrus İsa’dan hiç ayrılmadı ve İsa’nın yakalanıp çarmıha gerilmesine kadar hep beraber kaldı. Baş kahinin avlusunda Yahudilerden korkması nedeniyle üç kez İsa Mesih’i inkar etmek zorunda kaldı. İsa Mesih’in dirilişinden ve Kutsal Ruh’un havarilere inişinden sonra İsrail’de, Antakya'da, Anadolu’da ve en son Roma’da İncil’i yaydı. Roma’da İmparator Neron tarafından başı aşağıda ve ayakları yukarıda olmak üzere asılıp şehit edildi. (M.S 66-67) İsa onu kilisenin “Kaya”sı (temeli)olarak tayin etmiş ve ona göklerin krallığının anahtarını vermiştir. Bu nedenle ikonalarda hep elinde bir anahtarla resmedilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Pavlus: Asıl adı Saul olan Pavlus. Tarsus’ta doğmuş bir Yahudi asıllı Roma vatandaşıdır. Bir ferisi olup ilk Hıristiyanlara eziyet edip öldürmüştür. Şam’daki inananları yakalayıp Kudüs’e getirmek görevini Başkahinden alıp Şam’a giderken gökten gelen bir nur etrafında parlamış ve yere düşmüştür. Bir ses “Saul neden bana eziyet ediyorsun?” dediğinde “Ya Rab sen kimsin? sorusuyla yanıt vermiştir. Ses ona “Ben eziyet ettiğin İsa’yım.” Ve “Kalk şehre gir ve ne yapman gerektiği sana söylenecektir” dedi. Saul yerden kalktı ve kör olduğunu anladı.Onu Şam’da Yahuda’nın evine götürdüler. Üç gün kör, susuz ve aç kaldı ve hep dua etti. Şam’da Hananniya adlı bir inanan vardı . İsa Mesih ona kalkıp Yahuda’nın evine gitmesini ve Saul için dua etmesini söyledi. Hannaniya o eve gitti ve Saul’un üzerine elini koydu. Böylece gözleri gören Saul kalkıp vaftiz oldu. Havralarda İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu söylemeye başladı. Saul İsa Mesih’in ismini milletlere, krallara ve İsrail oğullarına tanıklık etmeye çağrılan bir aracıydı. (Elç.İş.9:1-20) Roma İmparatoru Neron tarafından başı kesilerek şehit edildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-1385964206617976313?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/1385964206617976313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=1385964206617976313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1385964206617976313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1385964206617976313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/06/aziz-petrus-ve-pavlusun-hatirlanisi.html' title='AZİZ PETRUS VE PAVLUSUN HATIRLANIŞI.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/TCovDN2yidI/AAAAAAAAAI8/hiaWHwxyJfI/s72-c/%CE%A0%CE%95%CE%A4%CE%A1%CE%9F%CE%A5+%CE%9A%CE%91%CE%99+%CE%A0%CE%91%CE%A5%CE%9B%CE%9F%CE%A5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-6754239407018560161</id><published>2010-03-26T21:21:00.002+02:00</published><updated>2010-03-26T21:50:53.327+02:00</updated><title type='text'>Lazar'ın Dirilişi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S60JhVangVI/AAAAAAAAAI0/wpAhHWVcfh0/s1600/%CE%BB%CE%AC%CE%B6%CE%B1%CF%81%CE%BF%CF%82"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 258px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453025192104657234" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S60JhVangVI/AAAAAAAAAI0/wpAhHWVcfh0/s320/%CE%BB%CE%AC%CE%B6%CE%B1%CF%81%CE%BF%CF%82" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Lazar'ın Dirilişi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Meryem ile kızkardeşi Marta'nın köyü olan Beytanya'dan Lazar adında bir adam hastalanmıştı. Meryem, Rab'be hoş kokulu yağ sürüp saçlarıyla O'nun ayaklarını silen kadındı. Hasta Lazar ise Meryem'in kardeşiydi. İki kızkardeş İsa'ya, «Rab, sevdiğin kişi hasta» diye haber gönderdiler.&lt;br /&gt;İsa bunu işitince, «Bu hastalık ölümle sonuçlanmayacak; Tanrı'nın yüceliğine, Tanrı Oğlunun yüceltilmesine hizmet edecek» dedi.&lt;br /&gt;İsa Marta'yı, kızkardeşini ve Lazar'ı severdi. Bu nedenle, Lazar'ın hasta olduğunu duyunca bulunduğu yerde iki gün daha kaldıktan sonra öğrencilere, «Yahudiye'ye dönelim» dedi.&lt;br /&gt;Öğrenciler O'na, «Rabbî» dediler, «Yahudiler demin seni taşlamaya kalkıştılar. Yine oraya mı gidiyorsun?»&lt;br /&gt;İsa şu karşılığı verdi: «Günün on iki saati yok mu? Gündüz yürüyen sendelemez. Çünkü bu dünyanın ışığını görür. Oysa gece yürüyen sendeler. Çünkü kendisinde ışık yoktur.» Bu sözleri söyledikten sonra, «Dostumuz Lazar uyumuştur» diye ekledi, «ama onu uyandırmaya gidiyorum.»&lt;br /&gt;Öğrenciler, «Rab» dediler, «uyumuşsa iyileşecektir.»&lt;br /&gt;İsa Lazar'ın ölümünden söz ediyordu, ama onlar olağan uykudan söz ettiğini sanmışlardı. Bunun üzerine İsa açıkça, «Lazar öldü» dedi. «İman etmeniz için, orada bulunmadığıma sizin yararınıza seviniyorum. Şimdi onun yanına gidelim.»&lt;br /&gt;İkiz diye anılan Tomas diğer öğrencilere, «Biz de gidelim, O'nunla birlikte ölelim!» dedi. İsa Beytanya'ya yaklaşınca Lazar'ın dört gündür mezarda olduğunu öğrendi. Beytanya, Kudüs'e on beş ok atımı kadar uzaklıktaydı. Yahudilerin birçoğu Marta ile Meryem'i kardeşlerinin ölümünden dolayı teselli etmek için yanlarına gelmişlerdi. Marta İsa'nın geldiğini duyunca O'nu karşılamaya çıktı, Meryem ise evde kaldı.&lt;br /&gt;Marta İsa'ya, «Rab» dedi, «burada olsaydın, kardeşim ölmezdi. Şimdi bile, Tanrı'dan ne dilersen Tanrı'nın onu sana vereceğini biliyorum.»&lt;br /&gt;İsa, «Kardeşin dirilecektir» dedi.&lt;br /&gt;Marta, «Son gün, diriliş günü onun dirileceğini biliyorum» dedi.&lt;br /&gt;İsa ona, «Diriliş ve yaşam ben'im» dedi. «Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek. Buna iman ediyor musun?»&lt;br /&gt;Marta, «Evet, Rab» dedi. «Senin, dünyaya gelecek olanTanrı'nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettim.» Bunu söyledikten sonra gidip kızkardeşi Meryem'i gizlice çağırdı. «Öğretmen burada, seni çağırıyor» dedi.&lt;br /&gt;Meryem bunu işitince hemen kalkıp İsa'nın yanına gitti. İsa henüz köye varmamıştı, hâlâ Marta'nın kendisini karşıladığı yerdeydi. Meryem'le birlikte evde bulunan ve kendisini teselli eden Yahudiler, onun hızla kalkıp dışarı çıktığını gördüler. Ağlamak için mezara gittiğini sanarak onu izlediler.&lt;br /&gt;Meryem İsa'nın bulunduğu yere vardı. O'nu görünce ayaklarına kapanarak, «Rab» dedi, «burada olsaydın, kardeşim ölmezdi.»&lt;br /&gt;Meryem'in ve onunla gelen Yahudilerin ağladığını gören İsa'nın ruhunu hüzün kapladı, yüreği sızladı. «Onu nereye koydunuz?» diye sordu.&lt;br /&gt;O'na, «Rab, gel gör» dediler.&lt;br /&gt;İsa ağladı. 36Yahudiler, «Bakın, onu ne kadar seviyormuş!» dediler.&lt;br /&gt;Ama içlerinden bazıları, «Körün gözlerini açan bu kişi, Lazar'ın ölümünü de önleyemez miydi?» dediler.&lt;br /&gt;İsa yine derinden hüzünlenerek mezara vardı. Mezar bir mağaraydı, girişinde de bir taş duruyordu. İsa, «Taşı kaldırın!» dedi.&lt;br /&gt;Ölenin kızkardeşi Marta, «Rab, o artık kokmuştur, öleli dört gün oldu» dedi.&lt;br /&gt;İsa ona, «Ben sana, `iman edersen Tanrı'nın yüceliğini göreceksin' demedim mi?» dedi.&lt;br /&gt;Bunun üzerine taşı kaldırdılar. İsa gözlerini gökyüzüne dikerek şöyle dedi: «Baba, beni işittiğin için sana şükrediyorum. Beni her zaman işittiğini biliyordum. Ama bunu, çevrede duran halk için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim.» Bunları söyledikten sonra yüksek sesle, «Lazar, dışarı çık!» diye bağırdı.&lt;br /&gt;Ölü, elleri ayakları sargılarla bağlı, yüzü bezle sarılmış olarak dışarı çıktı. İsa oradakilere, «Onu çözün ve bırakın gitsin» dedi.&lt;br /&gt;O zaman, Meryem'e gelen ve İsa'nın yaptıklarını gören Yahudilerin birçoğu İsa'ya iman etti. Ama içlerinden bazıları Ferisilere giderek İsa'nın yaptıklarını onlara bildirdiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-6754239407018560161?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/6754239407018560161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=6754239407018560161' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6754239407018560161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6754239407018560161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/03/lazarn-dirilisi.html' title='Lazar&apos;ın Dirilişi'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S60JhVangVI/AAAAAAAAAI0/wpAhHWVcfh0/s72-c/%CE%BB%CE%AC%CE%B6%CE%B1%CF%81%CE%BF%CF%82' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-8973305303796242771</id><published>2010-02-15T21:32:00.003+02:00</published><updated>2010-02-15T21:51:56.496+02:00</updated><title type='text'>EY KUVVETLERİN RABBİ BİZİMLE BİRLİKTE OL.</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-75dab2a2800a96c9" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v7.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D75dab2a2800a96c9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331013896%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1C98766E4B460AEDE1A82A7DB76F83ED72B2A5BD.4B8F5813FC8474E5AA38E8FA5EBFF35A8B34A419%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D75dab2a2800a96c9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DKnBvg7R5ZRV2YE9JIwdGiRpk3vk&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v7.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D75dab2a2800a96c9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331013896%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1C98766E4B460AEDE1A82A7DB76F83ED72B2A5BD.4B8F5813FC8474E5AA38E8FA5EBFF35A8B34A419%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D75dab2a2800a96c9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DKnBvg7R5ZRV2YE9JIwdGiRpk3vk&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;Ey kuvvetlerin rabbi bizimle birlikte ol. Çünkü üzüntülerde senden başka yardım edenimiz yok. Ey kuvvetlerin rabbi bizimle birlikte ol. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-8973305303796242771?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/8973305303796242771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=8973305303796242771' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/8973305303796242771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/8973305303796242771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/02/ey-kuvvetlerin-rabbi-bizimle-birlikte.html' title='EY KUVVETLERİN RABBİ BİZİMLE BİRLİKTE OL.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-3204990695735120422</id><published>2010-02-13T23:00:00.005+02:00</published><updated>2010-02-13T23:28:44.474+02:00</updated><title type='text'>KÖTÜLÜKLERİN BAĞIŞLANMASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3cUt48x2CI/AAAAAAAAAIs/xidkiXhvZko/s1600-h/%CF%80%CF%81%CE%BF%CF%83%CE%B5%CF%85%CF%87%CE%AE.gif"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 275px; FLOAT: left; HEIGHT: 299px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437837853687142434" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3cUt48x2CI/AAAAAAAAAIs/xidkiXhvZko/s320/%CF%80%CF%81%CE%BF%CF%83%CE%B5%CF%85%CF%87%CE%AE.gif" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Metropolit Pavlus Yazıcı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel babanız da sizin suçlarınızı bağışlar. Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.(Matta 6:14)”&lt;br /&gt;Rabbimiz İsa Mesih’in bu sözdeki isteği iki yönlüdür. Birincisi kendi suçlarımızın farkında olmamız, ikincisi ise başkalarının suçlarının bağışlanmasıdır. Başkalarının günahlarını affedebilmemiz için kendi günahlarımızı bilmemiz önemlidir. Zirainsan kendi hatalarını görerek, yakınındakini bağışlayabilir.&lt;br /&gt;Bunu yalnız sözle değil, gerçekten ve yürekten yapmalıyız ki, kin nedeniyle kılıç bize yönelmesin. Bize yapılan ihanetin zararı, kendimize yapacağımız zarardan daha azdır. Zira kindar olmakla, kendimizi Rabbin yüce yargılamasına maruz bırakırız. Eğer bizi üzenleri seversek zarar onların başına gelir. Bu nedenle de acı çekerler. Bunun aksini yaparsak acıyı kendimiz çekeriz.&lt;br /&gt;Bu nedenle işte şu kişi beni üzerek zarar görmeme sebep oldu diye, yakınma. Bu gibi sözleri çok söylemek, düşmanının sana yapabileceği iyilikleri dağıtır.Zira düşmanın sana böyle davranmakla günahlarından kurtulmanın yolunu açmaktadır. İhanetin büyük olması senin kötü işlerden arınman için sebep olacaktır. Bu yüzden eğer biz istersek kimse bize kötülük yapamaz.&lt;br /&gt;Diyakosların başı Aziz Stefanos’u hatırlayınız, kendisini taşlayarak öldüren katillerinin günahları affedilsin diye dua ediyordu. Her birimiz bunları hatırlayalım ki, Rab bize günahlarımızı bağışlasın. Yücelik ve görkem şimdi, her zaman ve sonsuzluğa kadar&lt;br /&gt;şan ve şerefle yüce Rabbimiz İsa Mesih’indir.&lt;br /&gt;“Uygun zaman ve kurtuluş günü işte şimdidir.” (2.Korintos 6:2) Duaların ve yakarışların kabul edildiği vakit geldi. Yüce Tanrı’ya gerçek saygıyı gösterenler için Göklerin Krallığı yakındır. Yaşamını temiz bir halde geçirenler için kutsal oruç zamanı geldi. Ey kardeşler, sevgi ve temiz bir yürek ile orucumuzu koruyalım çünkü o bunu hakkediyor. Orucu bu duygularla yaşarsak makbuldür. Bu kutsal oruç ile şeytanla mücadele edelim. Çünkü şeytan oruç ve dua olmadan kahredilemez. Orucumuzu dualarla tamamlayalım ve O’ndan dileyenleri geri çevirmesin diye Rabbe yalvaralım. Bu oruç melekleri ve özellikle koruyucu meleğimizi hoşnut eder. Zira oruç vasıtasıyla meleklerin dostluğuna nail oluruz. Ayrıca bu kutsal orucu sevgi, iman ve ümitle geçirirsek Rab İsa Mesih’le birlikte peygamberler, resuller ve azizler de memnun olurlar. Çünkü onlar da bu orucu aynı duygular ile geçirirlerdi. Musa oruç tuttu bu sayede mucizeler yaptı ve Rabbi görmeye nail oldu. İlyas peygamber de oruç vasıtasıyla ateşten bir araba ile göklere yükseldi. Danyel peygamber oruçla yüceldi ve aslanların ağzını tıkadı. Aynı şekilde peygamberler ve İsa Mesih’in havarileri de oruç tuttular rabbimiz İsa Mesih’te oruç tuttu ve bize orucun nasıl tutulması gerektiğini öğretti. Kadınlar ve erkekler oruç tutarak nefislerini aklasınlar. Kızlarımız oruç tutsunlar Rabbimiz geldiğinde onunla birlikte düğün evine girebilsinler.&lt;br /&gt;İçinde yakınları için kin ve nefret besleyenler, önce kendilerini bu duygulardan arındırıp sonra oruca ve duaya yaklaşsınlar. Kardeşlerine kin düşmanlık besleyenler Rab ten uzaklaşır. Kardeşleriyle barışmadan Rabbe yaklaşamaz. Bu vaziyette oruç ve dua Rabbi hoşnut kılar. Kardeşlerini affetmezsen, boşuna oruç tutma ve dua etme. Zira Rab seni kabul etmez. Bedenini ve nefsini oruçla duayla yoracağına git kardeşlerinle barış. Yüreklerinde&lt;br /&gt;kin, nefret, öfke ve düşmanlık besleyenler şeytanın dostudur. Rabbin dostu olamazlar. Bedeninizde hiçbir kir ve günah kalmaması için orucu gerçek tövbe ve iyi işlerle geçirelim. Fitne fesattan kaçının. Rabbi yüceltin. Kibirlenmeyin ve mağrur olmayın fakat mütevaziliği kuşanın. Hırsızlıktan nefret ediniz, zinalıktan uzak durunuz, yalan&lt;br /&gt;şahitlikten kaçının. Göksel Krallığa, doğru işlere erişebilmenin yolunu Rabbimiz İsa Mesih bize nimetiyle gösterdi. Tövbemiz samimi olsun Duayı, orucu ve fakirlere yardımı sevelim. Birbirimizi karşılıklı sevgi ile sevelim. Çünkü sevgi kutsal yasayı yerine getirmektir.(Romalılar 13:10) Ey kardeşler, her şey geçicidir. Yalnızca yaptıklarımız bize refakat edecektir.&lt;br /&gt;O halde, hepimiz için kaçınılmaz olan ebedi yolculuğumuz için, bize refakat edecekleri hazırlayalım. Amin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-3204990695735120422?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/3204990695735120422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=3204990695735120422' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/3204990695735120422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/3204990695735120422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/02/metropolit-pavlus-yazc-baskalarnn.html' title='KÖTÜLÜKLERİN BAĞIŞLANMASI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3cUt48x2CI/AAAAAAAAAIs/xidkiXhvZko/s72-c/%CF%80%CF%81%CE%BF%CF%83%CE%B5%CF%85%CF%87%CE%AE.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4251201885696670885</id><published>2010-02-13T22:43:00.003+02:00</published><updated>2010-02-13T23:00:05.829+02:00</updated><title type='text'>BEYAZ YEMEME YORTUSU PAZARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3cQR4CkakI/AAAAAAAAAIk/7Koq8MetKSQ/s1600-h/eksosi1.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 283px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437832974360144450" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3cQR4CkakI/AAAAAAAAAIk/7Koq8MetKSQ/s320/eksosi1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz pederlerimiz, Adem’in cennetten kovulmasının anılmasını Paskalya orucunun başlangıcından önceki bu günde tertip etmelerindeki amaç sözlü olmaktan ziyade fiili olarak orucun sağladığı faydalar ve bunun aksi olması halinde tanrısal vasiyetlere uymamanın sebep olacağı ölümcül sonuçları gözlerimizin önüne sermektir. Ve bununla da, Allah’ın insana verdiği ilk vasiyetin Oruç olduğunu ve ilk atalarımızın buna uymamaları ve kendilerini ilahlaştırmak istemeleri sonucu yaşamakta oldukları mutluluk yaşamını kaybederek günaha ve ölüme düşmeleri ve bunlara karşılık olan diğer kötülüklerle ve sayısız musibetlerle birlikte bütün beşeriyete intikal edişleri anlatılır.&lt;br /&gt;Aziz pederlerimiz bütün bunları önümüze sergilemekle bizlere, cennetten kovulmamızın nedenleri, ilk atalarımızın bu açgözlülüklerinin ve itaatsizliklerinin başımıza neler getirdiğini, eski mutluluğumuza oruç ve bütün ilahi emir ve vasiyetlere itaat ederek tekrar dönmek için gayret göstermemiz gerektiğini hatırlatmaktadır.&lt;br /&gt;“Oruç, Dirilmiş Mesih‟le Buluşmanın Ruhsal Yürüyüşüdür”&lt;br /&gt;Ruhani hayatın hedefi, ölülerden dirilmiş olan Mesih’in yüzüyle buluşmaktır. Ruhani hayatın gelişme miktarı bu buluşmanın gerçekleşme miktarı ile ölçülür. “Buluşma” dirilişle ilgili düşünsel kanaatten başka bir şeydir. Bu gayenin önemi nedeniyle kilise, anlam bakımından zengin, derin boyutları olan temkinli ve uzun bir hazırlık yürüyüşü tertiplemiştir. Bu yürüyüş, katılımcı mümin için Fısıh Bayramına hakiki bir yaklaşım imkanı sunar.&lt;br /&gt;Bu yürüyüş süresi ”Triyodi” olarak adlandırılır. Bu süre bizleri Litorjik(Tapınma şekli)olarak dirilişe kadar ruhsal basamaklarda adım adım yönlendirir. Bu basamaklardaki ruhani derinliği gerçekten idrak edenleri, bu düzenlemenin içerdiği ilahi hikmet nedeniyle dehşete düşürür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4251201885696670885?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4251201885696670885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4251201885696670885' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4251201885696670885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4251201885696670885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/02/beyaz-yememe-yortusu-pazari.html' title='BEYAZ YEMEME YORTUSU PAZARI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3cQR4CkakI/AAAAAAAAAIk/7Koq8MetKSQ/s72-c/eksosi1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-7516996050297242679</id><published>2010-02-10T13:51:00.002+02:00</published><updated>2010-02-10T14:54:56.827+02:00</updated><title type='text'>ET YEMEME PAZARI.</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3Kd-6KLqlI/AAAAAAAAAIc/rwDkry2Ebow/s1600-h/%CE%B4%CE%B5%CF%85%CF%84%CE%B5%CF%81%CE%B1+%CF%80%CE%B1%CF%81%CE%BF%CF%85%CF%83%CE%B9%CE%B11.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436581404279024210" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3Kd-6KLqlI/AAAAAAAAAIc/rwDkry2Ebow/s320/%CE%B4%CE%B5%CF%85%CF%84%CE%B5%CF%81%CE%B1+%CF%80%CE%B1%CF%81%CE%BF%CF%85%CF%83%CE%B9%CE%B11.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“DÜNYA KURULDUĞUNDAN BERİ SİZİN İÇİN HAZIRLANMIŞ OLAN EGEMENLİĞİ MİRAS ALIN! ÇÜNKÜ ACIKMIŞTIM, BANA YİYECEK VERDİNİZ; SUSAMIŞTIM, BANA İÇECEK VERDİNİZ; YABANCIYDIM, BENİ İÇERİ ALDINIZ. ÇIPLAKTIM, BENİ GİYDİRDİNİZ; HASTAYDIM, BENİMLE İLGİLENDİNİZ; ZİNDANDAYDIM, YANIMA GELDİNİZ.” SİZE DOĞRUSUNU SÖYLEYEYİM, BU EN BASİT KARDEŞLERİMDEN BİRİ İÇİN YAPTIĞINIZI, BENİM İÇİN YAPMIŞ OLDUNUZ.’ &lt;strong&gt;Matta 25,31-46&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;“EBEDİ AZAP VE KORKUNÇ YARGILANMA”&lt;br /&gt;Mesih‟te sevgili kardeşler,&lt;br /&gt;Hz. Süleyman şöyle diyor: “Her şey boş, bomboş” ve Kral Davut şöyle terennüm ediyor: insan bir gölge gibi dolaşır boş yere çırpınır.&lt;br /&gt;Gerçekten, boş şeyleri sevenler mal ve başka şeyler biriktir-enler, hemen yok oluyorlar. Bu dünyevi şeylerden bir şey almadan giderler ve bu nedenle rahat etmezler. Her şeyi burada bırakacağız, doğduğumuz gibi çıplak gideceğiz. Ebediyete o ilahi Yargıcın önüne gideceğiz. Yürek hüznüyle ve çıplak olarak, derin bir üzüntü korku ve dehşet ile mahkeme önünde duracağız. Orada acıma, şefaat ve savunma yoktur. Orada herkes yaptığının söylediklerinin ve düşüncelerinin hesabını verecektir.&lt;br /&gt;Ey kardeşlerim, geçekten orada dünya yaratıldığından beri benzeri görülmemiş bir korku ve endişe olacaktır. Bütün göksel güçler Serafim ve Herubimler ile göklerdeki ve yeryüzündeki her şey görünecek, yeryüzündeki ve altındaki her şey titreyip sarsılacak. Mezarlar açılacak, ölüler kalkacak, diriler duracaktır. Allah'ın peygamberi olan Danyel, gelecekteki bu yargıyı, günahlarımızı yüklenmiş olarak gün doğumundan batışına kadar yargılandığımızda nelere maruz kaldığımızı görünce korkudan sarsılacaktır. O anda dostlar ve yakınlarımız nerede? Biriktirdiğimiz değerli mallar nerede? Fakir, yetim ve sefilleri hor görüp kovan ve her iyiliği kendine mal edip kendini mümin ve tercih edilenler olduğunu iddia edenler nerede? Yeryüzünde devamlı kalacağını iddia edip yüreklerinde Allah korkusu taşımayan ve gelecekteki azaba iman etmeyenler nerede? Yiyelim ve içelim nasıl olsa yarın öleceğiz (Yeşaya 22:13)&lt;br /&gt;Bu yaşam nimetlerinden zevk alalım, sonra ne olacağa bakarız? Diyenler nerede? Allah merhametlidir, günahkârları affeder mi? Yargılanan günahkârlar adil mahkemeden kovulurlar, azaba sürülürler, orada ağlama ve gözyaşı vardır.&lt;br /&gt;Arkalarına baktıkları zaman onlardan ayrılmış olan Salih insanları görürler. Cennetin güzelliğini ve göklerin nurunu ve Salihlerin yaşamlarında iyilik için yaptıkları mücadeleden dolayı yüce Allah'ın onlara hibe ettiği nimetleri görürler. Daha sonra bu günahkârlar yavaş yavaş yakınlarından, akrabalarından ve Salihlerden uzaklaşarak, bütün ümitlerini gerçek nura ve bütün mutluluk imkânlarını kaybetmiş olarak Allaht'an ayrılırlar.&lt;br /&gt;O zaman tamamen terk edildiklerini, bütün umutlarının yokluğunu, hiç kimseden yarar ve şefkat kalmadığını anlarlar, acıyla ağlayarak, ah çekerek ve kör yüreğimiz bizi nasıl aldattı diye yakınırlar. Allah bize kutsal kitabı ile seslendi. Onu dinlemedik, bu yüzden şimdi ona haykırıyoruz. Ama O bizden yüzünü çeviriyor. Kendi kendimizi bu kötü duruma biz getirdik, çünkü bize bütün bunları bildirdi ama biz dinlemedik bize ihtarda bulundu ama&lt;br /&gt;korkmadık, bize vaazda bulundu yola gelmedik Allah'ın kelamını işittiğimiz halde inanamadık. Rabbin yargısı adildir. Şu anda hak ve adaletle yargılanıyoruz. Yaptıklarımızın karşılığını alacağız. Geçici zevkler karşılığı olarak, azabı alacağız ihmallerimiz nedeniyle sönmeyen ateşte yargılanacağız. Boş olan övünçler nedeniyle gerçek yücelikten, gelip geçici hevesler uğruna cennet sevincinden, geçici zenginlikler yüzünden ebedi iftihardan sonsuza dek mahrum edildik. Herkes, Allah ve azizler bizleri terk etti. Yardım edilecek bir durumumuz yok. Tövbe zamanı geçti, gözyaşının hiçbir yararı yok. İşte günahkârlar bu şekilde sızlanacaklardır.&lt;br /&gt;Ey azizler, ey resuller, ey peygamberler, ey şehitler bizi kurtarın, ey yaşam veren kutsal haç, rabbimizin validesi Meryem annemiz bizi kurtar diye haykıralım mı? Fakat hiçbiri bizi duymaz, duysa da bize bir yarar sağlamaz. Çünkü bütün şefaatler sona erdi. Böylece günahkârlar, ebedi ateşin ve ölmeyen kurtların bulunduğu cehenneme gönderilirler. (Markos 9:43)&lt;br /&gt;Çağlar geçer, orada geçer her saat bir çağ kadar uzundur. Allah'ın sesi cehennem sakinleri üzerinde dolaşmakta ve şöyle demekte: “Ben hala kızgınım.” Bu söz oradakilerin kulaklarında yankılanır. Meleklerin zihinleri geçen çağları saymakta aciz kalır, azap çekenler ise bu azabın ne zaman başladığını unuturlar. Oysa&lt;br /&gt;Allah'ın o sözleri işitilmeye devam eder: “Ben hala kızgınım.”&lt;br /&gt;Peygamberler, azizler ve resuller Rabbin bu korkunç yargı gününü anlattılar. Kutsal kitap şimdiye kadar bu korkunç yargı gününü bize ikaz etmektedir. “Ümitli olun, uyanık ve dikkatli olunuz, dua ediniz, tövbe ediniz ve her zaman hazırlıklı olunuz çünkü Rabbin geleceği günü ve saati bilemezsiniz. (Matta 25:13)” Yaşamın sorunları ve zevklerin sarhoşluğu, yüreğinizi ağırlaştırmasın. Çünkü o gün aniden gelebilir. (Luka 21:34) Peygamber ve Kral olan Davut bu yargı gününü her zaman zikrederdi, öyle ki ağlamaktan yatağı gözyaşları ile ıslanırdı Allah şöyle yalvarırdı: “Kulunla yargıya girme, çünkü hiçbir canlı senin karşında aklanınız”. O gün gelmeden, bu mücadeleye başlayalım. Kendimizi önemseyelim ki o korkunç saat mahkeme önünde yargısız durabilelim. Rabbimizin yüzüne, tövbeyle duayla oruçla ve gözyaşıyla çıkalım. O gelmeden biz Ona gidelim.&lt;br /&gt;Çünkü herkesin korkuyla beklediği o kaçınılmaz ölüm saati birden karşımıza çıkacaktır. Bunu düşünenler azaldı. Ruhun bedenden ayrıldığı o an korkunçtur. O gün sözler dudaklarda durur ve dil konuşamaz bir hal alır. O gün dostlarımızı, kardeşlerimizi tanıyamayız, tanısak da onlarla konuşamayız. Etrafımızda şikayet eden çocukları görürüz ama onlardan yaslı bir yürekle ayrılırız. Çünkü o saatte ne dostlar ne de yakınlarımız bizim için önem arz etmez. Çünkü günahları bize sıkıntı vermektedir. Rabbin huzuruna nasıl çıkıp aklanacağız, affını nasıl kazanacağız ve sonumuz ne olacak kaygısı bizleri endişelendirmektedir. Gelin kardeşlerim manevi mucadeleyi başlayalım geç olmadan önce.Rabbimiz bizi bekliyor «O zaman Kral, sağındaki kişilere, `Sizler, Babamın kutsadıkları, gelin!' diyecek. `Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-7516996050297242679?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/7516996050297242679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=7516996050297242679' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7516996050297242679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7516996050297242679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/02/et-yememe-pazari.html' title='ET YEMEME PAZARI.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S3Kd-6KLqlI/AAAAAAAAAIc/rwDkry2Ebow/s72-c/%CE%B4%CE%B5%CF%85%CF%84%CE%B5%CF%81%CE%B1+%CF%80%CE%B1%CF%81%CE%BF%CF%85%CF%83%CE%B9%CE%B11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4670322803407951864</id><published>2010-02-04T11:46:00.002+02:00</published><updated>2010-02-04T11:53:42.308+02:00</updated><title type='text'>3 ŞUBAT AZİZ SİMEON'UN HATIRLANIŞI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2qXl5mT01I/AAAAAAAAAIU/rEwugR1wedQ/s1600-h/symeon_theod.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 191px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434322577748382546" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2qXl5mT01I/AAAAAAAAAIU/rEwugR1wedQ/s320/symeon_theod.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Simeon ayrıca Mesih'in "karşı çıkılacak bir işaret" olduğunu belirtip O'nun "İsrail'de pek çok kişinin düşmesine ve kalkmasına yol açacağı" kehanetinde bulundu. Simeon, oğlu Mesih yüzünden Meryem'in büyük acılar yaşayacağını da önceden bildirdi (Luka 22:34-35) Tapınakta bulunan Anna da Tanrı'ya şükürler sunarak, "Kudüs'ün kurtuluşunu bekleyen herkese Mesih'ten söz etmeye başladı" (Luka 2:38).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbin karşılanması yortusunda, aracılığıyla evrenin yaratıldığı Tanrı Sözü ve Oğlu olan Mesih'in artık bebek olarak Simeon'un kollarında bulunduğu ve Yasa verici aynı Oğlun, insan suretiyle artık Yasa'nın gereklerini yerine getirdiği vurgulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Simeon, Musa'nın, Sina Dağı'nda karanlıklar içinde Yasa verici olarak gördüğü kişiyi karşıla. Şimdi O'nu Yasa'ya uyan bir bebek olarak kollarına al. Çünkü Yasa'nın ve peygamberlerin hakkında konuştuğu, uğrumuza ve insanlığın kurtuluşu için beden alandır O. Gelin, ona secde edelim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün göğün kapısı açılsın; çünkü Baba'nın ebedi Sözü, Tanrılığını terk etmeden bir bakireden beden aldı ve 40 günlük bir bebekken annesi tarafından Yasa gereği tapınağa getirildi. İhtiyar Simeon O'nu kollarına alıp şöyle dedi: "Rab, kulunun huzur içinde ölmesine izin veriyorsun; çünkü gözlerim senin kurtarışını, ey Rab, dünyayı kurtarmaya geleni gördü. Övgüler Sana!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbin karşılanması yortusuna ait sabah ve akşam duaları bu konuları işleyen ilahi ve okumalarla doludur. Kutsal Ayin, Meryem'in şükran ilahisinden alınan ve prokeimenon'u oluşturan bölümlerle kutlanırken Alleuia ayetlerinde de Simeon'un sözleri okunur. İncil okumalarında Rab ile karşılaşmadan bahsedilirken, akşam duasındaki Eski Antlaşma okumaları; Levililer kitabındaki arınma yasasından, İşaya'nın üç-kez kutsal Tanrı'nın tapınağında gördüğü görümden ve İşaya'nın "Rabbin ışığı ulusları aydınlattığında" Mısırlılara verilecek iman armağanı hakkındaki kehanetinden bahseder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rab ile karşılaşmanın Kilise'de kutlanması sadece tarihsel bir anmayla sınırlı değildir. Simeon gibi aynı Kutsal Ruh tarafından esinlenen ve aynı Ruh'un yönlendirmesiyle Mesih'in Kilisesi'ne gelen Hristiyanlar, Rab ile kişisel karşılaşmalarını tecrübe edebilir ve Rabbin Mesihi'ndeki kurtuluşu gördükleri için huzur içinde öleceklerine tanıklıkta bulunabilirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4670322803407951864?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4670322803407951864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4670322803407951864' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4670322803407951864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4670322803407951864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/02/3-subat-aziz-simeonun-hatirlanisi.html' title='3 ŞUBAT AZİZ SİMEON&apos;UN HATIRLANIŞI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2qXl5mT01I/AAAAAAAAAIU/rEwugR1wedQ/s72-c/symeon_theod.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4302671838948254007</id><published>2010-02-04T11:17:00.004+02:00</published><updated>2010-02-04T11:44:13.649+02:00</updated><title type='text'>2 ŞUBAT iSA MESiH'iN TAPINAĞA (HEYKELE) GiRiŞi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2qV7rEpYvI/AAAAAAAAAIM/TPiXxTQ7krA/s1600-h/ypapanti.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434320752782959346" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2qV7rEpYvI/AAAAAAAAAIM/TPiXxTQ7krA/s320/ypapanti.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Mesih, doğumundan 40 gün sonra Musa Yasası gereği tapınakta Tanrı'ya sunulmuştur. Aynı zamanda, Mesih'in annesi Meryem, arınma törenini gerçekleştirmiş ve Yasa'da öngörülen kurbanları sunmuştur. Bu sebeple Kilise, Noel'den 40 gün sonra, 2 Şubat'ta Rabbin tapınakta sunulması (Rabbin karşılanması veya Rab ile buluşma olarak da bilinir) yortusunu kutlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesih'in, ihtiyar Simeon ve kadın peygamber Anna tarafından karşılanması (Luka 2:22-36) bu yortunun en önemli olayıdır. Rabbin Mesihi'ni görmeden ölmeyeceği Simeon'a Kutsal Ruh tarafından bildirilmişti (Luka 2:26) ve aynı Ruh'un yönlendirmesiyle tağınağa gelen Simeon, yeni doğmuş Mesih ile karşılaştı ve O'nu kollarına alıp hala her gün Ortodoks akşam dualarının sonunda ilahi olarak okunan şu sözleri söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;«Ey Rabbim, vermiş olduğun sözü tuttun;&lt;br /&gt;kulun olan ben artık huzur içinde ölebilirim.&lt;br /&gt;Çünkü senin sağladığın&lt;br /&gt;ve tüm halkların gözü önünde hazırladığın kurtuluşu,&lt;br /&gt;ulusları aydınlatıp&lt;br /&gt;halkın İsrail'e yücelik kazandıracak ışığı&lt;br /&gt;gözlerimle gördüm.»&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4302671838948254007?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4302671838948254007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4302671838948254007' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4302671838948254007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4302671838948254007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/02/blog-post.html' title='2 ŞUBAT iSA MESiH&apos;iN TAPINAĞA (HEYKELE) GiRiŞi'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2qV7rEpYvI/AAAAAAAAAIM/TPiXxTQ7krA/s72-c/ypapanti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-7768805339189758587</id><published>2010-02-03T00:30:00.004+02:00</published><updated>2010-02-03T00:59:48.165+02:00</updated><title type='text'>AĞİON OROS (KUTSAL DAĞ) CENNETEN BİR GEÇİŞ.</title><content type='html'>&lt;object width="341" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-49981057419b48c3" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v5.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D49981057419b48c3%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331013896%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7712F53D4CAAF4EB13F02268E222CA7BC3AA4846.63CF510ABFF99626AA250D1FF926BF16E76450C7%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D49981057419b48c3%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DeRGSzA1tL1RX52ylTm0lY6HfQh0&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="341" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v5.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D49981057419b48c3%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331013896%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D7712F53D4CAAF4EB13F02268E222CA7BC3AA4846.63CF510ABFF99626AA250D1FF926BF16E76450C7%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D49981057419b48c3%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DeRGSzA1tL1RX52ylTm0lY6HfQh0&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-7768805339189758587?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/7768805339189758587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=7768805339189758587' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7768805339189758587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7768805339189758587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/02/agion-oros-kutsal-dag-cenneten-bir.html' title='AĞİON OROS (KUTSAL DAĞ) CENNETEN BİR GEÇİŞ.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4473034788413931757</id><published>2010-01-30T00:49:00.002+02:00</published><updated>2010-01-30T00:54:09.015+02:00</updated><title type='text'>AZİZ SÜRYANİ EFREM’İN DUASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2Nmt23XXaI/AAAAAAAAAHs/uud3uZPBABM/s1600-h/%CF%84%CF%81%CE%B9%CF%8E%CE%B4%CE%B9%CE%BF.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; DISPLAY: block; HEIGHT: 142px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432298513546829218" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2Nmt23XXaI/AAAAAAAAAHs/uud3uZPBABM/s320/%CF%84%CF%81%CE%B9%CF%8E%CE%B4%CE%B9%CE%BF.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;Ey hayatımın efendisi rabbim, beni tembellik ruhundan, üstünlükten başkanlık sevdasından ve boş sözlerden kurtar.&lt;br /&gt;Ve ben kuluna iffet ruhuyla, fikir, sabır ve sevgide tevazu duygusuyla bana inayet ver.&lt;br /&gt;Evet ey kralım ve ilahım, ayıplarımı ve suçlarımı bilmeyi ve kardeşlerimi yargılamamayı bana öğret. Sen ebetlere kadar mübareksin. Amin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4473034788413931757?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4473034788413931757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4473034788413931757' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4473034788413931757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4473034788413931757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/01/aziz-suryani-efremin-duasi.html' title='AZİZ SÜRYANİ EFREM’İN DUASI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2Nmt23XXaI/AAAAAAAAAHs/uud3uZPBABM/s72-c/%CF%84%CF%81%CE%B9%CF%8E%CE%B4%CE%B9%CE%BF.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-1939965818747541064</id><published>2010-01-30T00:07:00.002+02:00</published><updated>2010-01-30T00:31:40.250+02:00</updated><title type='text'>AZİZ SÜRYANİ EFREM’iN HATIRLANIŞI.</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2NdfzrugMI/AAAAAAAAAHk/b-LSmcVPNM8/s1600-h/sf-efrem-sirul.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 190px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432288376569888962" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2NdfzrugMI/AAAAAAAAAHk/b-LSmcVPNM8/s320/sf-efrem-sirul.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;AZİZ SÜRYANİ EFREM’İN HATIRLANIŞI&lt;br /&gt;(28 Ocak)&lt;br /&gt;Efrem, verimli anlamına gelir. Aziz Efrem Nasibin’de Dicle ırmağının kıyılarında 303 yılında doğar. Fakir bir ailenin çocuğu olan Efrem kendisi ve ailesi hristiyan olarak bilinirdi. Şehitlerin evlatları da diye anılan bu aile bazılarının söyleyişlerine göre putperestti. Putperest olan baba kâhindi. Aziz Efrem hristiyan olunca babası tarafından evden kovulur, ve aziz Yakup’un yanına gider. Aziz Efremin gençliği delidoluydu. Çalışmayı ve bir mevkiye gelmeyi çok istiyordu. Zeki biri olan aziz Efrem Tanrı kudretinin madiatla alakası olmadığını ve her şeyin doğal olduğunu, dünyanın doğal zincire bağlı olduğuna inanıyordu. Tanrı’nın aracılığıyla hayatında ilâhi kıvılcımlar, ve hareketlenmeler başlayarak bu yolada yürümeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Efrem bir gün, kendi bostanına giren bir danayı görünce öfkelenir ve onu kavalayarak öldürür. Öldürdüğü dananın sahibine ne bir para nede herhengi başka bir karşılık vermeyerek danayı kendisinin değil vahşi hayvanlar ve kurtalar tarafınca öldürüldüğünü söyler. Bu olaydan kısa bir süre sonra kendisine koyunları çalma iftirası atılarak ceza evine konulur. Gittiği ceza evinde öfkelenen ve bu dünyada adaletin olmadığını söyleyen Aziz Efrem Tanrı’nın da hiç bir şeye karışmadığını defalarca tekrarlar. Bir gece rüyasında bir kendisine burada olamasının, danayı öldürmüş ve sahibinede yalan söylemiş olması olduğunu söyleyen bir sesin seslendiğini duyar. Bunun bir melek olduğunu anlayan aziz Afram yere kapanarak hüngür, hüngür ağlamaya başlar. Günah işlediğini anlayarak Tanrı’dan af diler. Bundan sonra Tanrı’ya ceza evinden kurtulması halinde bütün hayatının değişeceğini ve doğru bir insan olarak yaşayacağına dair söz verir. Kısa bir süre sonra da ceza evinden kurtulur ve hemen vaftiz olur. Daha sonra keşiş olarak tövbekâr insanlara öğretmeye ve tövbe etmeyen insanlarada tövbe etmesi gerektiğini söylemeye başlar.. Aziz Efrem pişmanlık duasını yazarak bu güne dek ulaşmasını ve kilisede halen söylenmesini sağladı. Bütün bunları daha henüz 18 yaşındayken yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıyametin sallanışı kalbinde oluşuverdi, insanları ve dünyanın sorunlarını terk ederek kendini Tanrı’ya adadı. Dağdaki yaşamın rahipleri ilâhi anlamda özgürleştirdiğine inanarak dağda rahip olur. Onun rahiplik hayatı çok zor sürer. Yere yatıyor, oruç tutuyor, geceleri uzun, uzun dua ederken gündüzleri ise var gücüyle çalışıyordu. Aziz Efrem tabiatı gereğince çok sinirliydi. Fakat Tanrı’nın niğmeti, rahiplik hayatı ve oruç ile mütevaziliği ve alçak gönüllülüğü öğrendi. Hatta manstırda kendisine Tanrı’nın saf ve barışçı adamı lakabı verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün oruç tutarken rahip arkadaşı ona yemek getiriyordu yolda gelirken dikenler ve taşlıklar yüzünden sendeleyip yere düştü ve yemeği döktü. Bunu gören Aziz Efrem ona sakın üzülme madem yemek bize gelmiyor biz ona gideriz diyerek yerden dökülen yemekleri ağzıyla toplamaya ve yemeye başladı. Aziz Efrem, kendini halkın en önemsizi gibi görüyor ve kendine hiç önem vermiyordu. Kendisine iltifatta bulununlara karşı kalbi kırılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dönemin iranlıları kente baskın düzenleyeceklerdi bunu için Aziz Efrem oradan ayrılarak Raha şehrine gider. O, iki fikri benimsemişti. Birincisi Azizlerin kemik kalıntılarına sahip olmak ve onlara dua ederek şifa dilemek, ikinciside onunla konuşup ondan yararlanacak birini bulmak istiyordu. Oturduğu evin yanında bir fahişe oturuyordu. Fahişe, şeytanın gücüyle kalkıp Efrem’in kendisiyle yatmasını ister. Aziz Efrem buna çok öfkelendiysede ona ders vermek için bunu bir şart karşılığında yapacağını söyler. Kadın ona şartın nedir diye sorunca, Efrem bunu bütün halkın önünde kentin tam ortasında yapmasını istedi. Kadın “sen utanmazmısın be adam” diyerek onu azarladı. Efrem ona “insanlardan utanıyorsunda herşeyi ve her gizliliği bilen yüce Tanrı’dan korkup utanmıyor musun?” diyerek onu utanca boğdu. Kadın o anda imana gelerek tövbe eder ve haribe olarak hayatını sürdürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra Aziz Efrem orada bir üniversite açar ve ilahiyat dersleri vermeye başlar kısa bir süre sonrada diyakon daha sonrada bazı kaynaklara göre papaz olur. Zaman gelince öğrencilerini uyararak onalara “beni dini törenlerle ve dualarla gömmeyin. Kendime ne tabut, nede süsülü taşlarla oyulu mezar yapın. Benim cesedimi pahalı kefenlerle sarmayın, adıma herhangi bir türbe veya ziyarette yapmayın.” Dedi, onların pahalı bir kefen aldığını gören Aziz “bunu satın ve parasını fakirlere verin, arkamdan beni anmayın sadece gömün bitsin. Nasıl hakediyorsam bana öyle davranın yani yüzüme tükürün.” Diyerek konuşmasını keser ve yavaşça mırıldanarak dua eder ve rurhunun son nefesini verir. Onun dualarıyla ve şifalarıyla ya Rab Mesih İsa bize merhamet ve kurtuluş eyle. Amin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-1939965818747541064?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/1939965818747541064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=1939965818747541064' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1939965818747541064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1939965818747541064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/01/aziz-suryani-efremin-hatirlanisi.html' title='AZİZ SÜRYANİ EFREM’iN HATIRLANIŞI.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S2NdfzrugMI/AAAAAAAAAHk/b-LSmcVPNM8/s72-c/sf-efrem-sirul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-703909717174764022</id><published>2010-01-20T23:06:00.002+02:00</published><updated>2010-01-20T23:19:43.163+02:00</updated><title type='text'>AZİZ ATHANASİOS’UN HATIRLANIŞI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S1dyyV8UeiI/AAAAAAAAAHc/pZKoF4h-DGA/s1600-h/atanasie.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 244px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428934085027592738" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S1dyyV8UeiI/AAAAAAAAAHc/pZKoF4h-DGA/s320/atanasie.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Aziz Athanasios İ.S. 297 yılında Mısır’ın İskenderiye şehrinde dünyaya geldi. Doğduğu dönemde yaşadığı bölgeye egemen olan kral Maksimianos'tu ve tam bir hristiyan düşmanıydı, ardından da Maksiminos kral oldu. Küçük yaşta, ailesi sayesinde, hristiyanlığı iyice tanıdı ve Tanrı’ya tüm kalbiyle bağlandı. Yaşı büyüdükçe yaşıtlarıyla oynamak yerine büyüklerle oturup ruhsal konuları konuşmayı tercih etti. Aziz Athanasios bilgili bir insandı. Kutsal yazıları dikkatlice okurdu. 18 yaşına vardığında Kutsal Kitap’ın bir çok bölümünü ezbere biliyordu. O zamanlar genç Athanasios'u İskenderiye Patriği yanına çağırmıştı. Patrik genç Athanasios'un temiz kalbini ve kişiliğini gördüğü zaman hemen onu Diyakoz yaptı. Diyakoz Athanasios o zamandan sonra sürekli Üçlü Birlik'ten bahseden kitaplar yazmaya başladı. Ayrιca putperestlerin sahtekarlığını ve yalancılığını açıklayan kitaplar da yazdı. O'nun bu kitapları sayesinde bir çok kişi yalnış yolda olduğunu anlayarak vaftiz oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar İskenderiye’de yeni bir tarikat ortalığı ayağa kaldırmıştı. Arion adında bencil ve kendini bilmez bir din adamı Mesih İsa’nın Tanrı olmadığını ama O'nun yalnızca Tanrı’nın yarattığı bir varlık olduğunu savunuyordu. Halkı bu söyletisiyle kolayca kandırıyor kendisine taraftar topluyordu. Bu durum üzerine Büyük Konstantin soruna bir çözüm bulmak için hemen Ekümenik Konsil yapılmasını istedi. Böylece İ.s. 325 yılında 318 tane piskopos İznik’te toplandılar. Bunların arasında bugün aziz olarak andığımız Nikolaos, Markellos ve Spiridonas’ta bulunmaktaydı. İskenderiye Patriği bu konsile kendisi katılamayınca diyakozu olan Athanasios’u gönderdi. Konsil başladığı zaman Arion ve taraftarları öğretilerinin sonuna kadar arkasında duracaklarını belirttiler. Bunun üzerine genç diyakoz Athanasios sözü alarak Ortodoksluğun gerçek olduğunu kanıtlayarak Arion ve taraftarlarının sahtekarlığını ortaya çıkardı. Ortodoks kilisesinin haklı çıkması ile konsil kısa bir süre içerisinde sona erdi. Aradan bir yıl geçtikten sonra İskenderiye Patriği vefat etti. Bunun üzerine Athanasios’u seven ve ona güvenen halk onu kendilerine yeni baş olarak seçti. Arion tarikatı taraftarları Diyakoz Athanasios'un Patrik olduğunu öğrendikleri zaman bu olaya çok kızdılar ve Patrik Athanasios'u küçük düşürmek için sürekli bir hatasını arama çabasιna giriştiler. Ancak her hareketleri boşa gitmekteydi çünkü Patrik Athanasios haksızlığa ve yanlışa ödün vermeden yaşamaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Arioncular kopmuş bir kol alarak sınır dışı edilmiş olan Arsenios adındaki bir adamın kolu olduğunu ve bunun Patrik Athanasios tarafından kesildiğini savundular. Bu yüzden Tiru Konsili'nde Patrik Athanasios mahkum sandalyesine oturacaktı. Konsilden bir gece önce Arsenios Patrik Athanasios’un yanına gelerek ona şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Azizim benim sınır dışı edilmiş olmamdan dolayı buraya gelemeyeceğimi zannediyorlardı. Ancak ben sana yardım etmek için buradayım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün Patrik Athanasios'un yargılaması başladığında, Arion taraftarlarına hala suçlamaya devam edip etmedikleri sorulduğunda onlar suçlamaya devam ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patrik Athanasios sordu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala o kolu benim kestiğime inanıyormusunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bu kolu sen kestin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada Arsenios içeri girerek herkese sağlıklı olduğunu gösterdi ve böylece Patrik Athanasios, sahtekar Arion taraftarlarının yalancılığını ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patrik Athanasios ile baş edemeyen saygısızlar başka bir neden daha bularak Patrik Athanasios'u tekrar suçladılar. Günahkar bir kadına para veren saygısız Arioncular onun gidip herkese Patrik Athanasios'un kendisiyle günahkar işler yaptığını söylemesini istediler. Kadın Konsile giderek tarikatçıların ona söylediklerini yaptı. Kucağında bir de bebek tutmaktaydı. Bir kez daha Patrik Athanasios yargılanmayı ve yalana karşı koymayı kabul etti. Onunla birlikte bu haksızlığa dayanamayan Timoteos adında bir papaz da yargılamaya gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Timoteos kadının yanına giderek ona:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çocuğun benim olduğunu söyleyip beni suçluyorsun öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın Timoteos’un Patrik Athanasios olduğunu zannederek O'na:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bu çocuk senin ve benim hayatımı mahvettin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu görenler kadının yalan söylediğini anlayarak Patrik Athanasios'u bir kez daha serbest bıraktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patrik Athanasios kısa bir süre sonra kralın düşmanı olduğu gerekçesiyle krala şikayet edildi. Kral Büyük Konstantin buna inanarak O'nu 336 yılında Fransaya sürgün etti. İki yιl sonra Kral Konstantin vefat ederken son isteği Patrik Athanasios'un sürgünden geri dönmesi idi. Daha sonra tahta Oğlu Konstantin geçti. Halk bu olaydan çok memnun bir şekilde yollara çıkarak Patrik Athanasios'u karşıladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Arioncular bir kez daha kurnaz bir plan hazırladılar. Arioncular Patrik Athanasios'un Tiru Konsilinde Patriklik'ten kovulduğunu duyurdular ve Patrikliğe Arioncu Griogorios’u getirdiler. Grigorios genç bakire kızların dövülmesini, Tanrı korkusuyla yaşayanların hapse atılmasını ve kendisinden şikayetçi olanların cezalandırılmasını emretti. Böylece Patrik Athanasios bir kez daha sürgün edildi. Bu seferki sürgün mekanı Roma idi. Üç yıl sonra dönemin Roma Kralı Konstandas Sardiki şehrinde sürgünde bulunan Patrik Athanasios konusunda ne yapacağına karar vermek için Konsil toplanmasını istedi. Patrik Athanasios bu konsilde suçsuz bulunarak Arioncu Patrik Grigorios ve papazlarını kovdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz hemen memleketine dönerek orada O'nu çok seven ve her zaman destekleyen halkı tarafından sevgiyle karşılandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan bayağı bir zaman geçtikten sonra Tanrı korkusu bilmeyen Sirianos adında bir komutan beş bin askeriyle beraber Aziz Teona kilisesine saldırdı. Orada Patrik Athanasios yüzlerce dindarla berabar gece ibadetinde bulunmaktaydι. Acımasız askerler bir çok inaçlı kişiye işkence yaptı bir çok kişiyide hapse attı. Patrik Athanasios mucizevi bir şekilde kiliseden çıkarak hristiyan bir kadının evine saklanmayı başardı. Patrik Athanasios bu olaydan sonra üç kere daha sürgün edildi ve böylece on beş yıl daha memleketinden uzak yaşamak zorunda kaldı. Patrik Athanasios sürgündeyken bile bir çok kez acımasız askerler tarafından saldırıya uğradı ancak Tanrı’nın ve halkın yardımıyla bunlardan kurtuldu. Tahta Ualis çıktığı zaman halk Arioncuların Patrik Athanasios’a haksız şekilde saldırmalarından dolayı ayaklandı. Kral bu olaydan korkarak Patrik Athanasios'un İskenderiye halkına iade edilmesini emretti. Böylece Patrik Athanasios bir kez daha halkına geri dönerek haklılık için savaşmaya devam etti. 46 yıllık Patriklik görevinden sonra temiz ruhu ve bedeni 76 yaşında yaşamaya son vererek vefat etti. Aziz Athanasios günü Kilise’miz tarafından 18 Ocak’ta anılmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-703909717174764022?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/703909717174764022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=703909717174764022' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/703909717174764022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/703909717174764022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/01/aziz-athanasiosun-hatirlanisi.html' title='AZİZ ATHANASİOS’UN HATIRLANIŞI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S1dyyV8UeiI/AAAAAAAAAHc/pZKoF4h-DGA/s72-c/atanasie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-1067007169012494074</id><published>2010-01-17T12:00:00.001+02:00</published><updated>2010-01-17T12:10:01.301+02:00</updated><title type='text'>AZİZ BÜYÜK ANTONYUS’UN HATIRLANIŞI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S1LgzwuVEDI/AAAAAAAAAHU/OXOTFMO1xsI/s1600-h/st-anthony-the-great2.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 218px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427647680792039474" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S1LgzwuVEDI/AAAAAAAAAHU/OXOTFMO1xsI/s320/st-anthony-the-great2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;AZİZ BÜYÜK ANTONYUS’UN HATIRLANIŞI&lt;br /&gt;(17 Ocak)&lt;br /&gt;Aziz Antonyus 250 yılında Mısır’da doğar. Ailesi hristiyan olup varlıklıydı. Babası aziz daha on sekiz yaşındayken vefat eder. Aziz Antonyus eğitim almadı fakat kutsal kitap okunduğunda dikatle dinliyor bunu hafızasında tutuyordu. Aziz Antonyus Mısır’a rahiplerin yanına gider. Bir gün Aziz Antonyus odasında otururken kendi içinde Tanrı ile konuşmaya başladı. Şöyle diyordu. “ Ben düşüncelerimden kurtulmak istiyorum fakat, bu düşünceler beni bir türlü bırakmıyor. Bana yol göster ya Rab!” O zaman uzun elbiseler giyen bir adamın önünde oturduğunu sonrada kalkıp dua ettiğini ve dua ederken onu çağırdığını görür. Bir melek olan bu adam daha sonra oradan kaybolur. Aziz bu olaydan sonra imanda güçlenmiş ve pekişmişti. Aziz Antonyus kendisine buyurulduğu gibi yapıp dua etti ve bütün kötü huylarından ve fikirlerinden kurtuldu. Kutsal kitap okunduğunda her sözü dikkatle ve önemle dinlenyen azizimiz kutsal kitabı hafızasında tutuyordu. Aziz Antonyus’un bu durumundan öfkelenen şeytan çoğu kez onu denedi. Onu yok etmek istediysede ona hiçbir şey yapamıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir defasında ona ailesinin sahip olduğu mal varlığını ve maddi zenginliğini hatırlatarak ona görünüp dedi. “Eğer paranın sahibi olsaydın bütün ailenin efendisi olurdun.” Bunu söyledikten sonra çirkin nefesi ile onu üfler ve ona bu dünyada iyilik yani kurtuluş yolunun zorluğunu gösterir. Başka bir defasında da şeytan güzel elbiseler giyen hoş bir kadın şeklinde azizin gecesine katılır. Bunun şeytan olduğunu anlayan aziz Antonyus dua ederek onu oradan kovar. Aziz Antonyus hayatını daha da zorlaştırıp İsa’nın çektiği acıları kısmen de olsa çekmek istiyordu. Bunu gören iblis bundan çok öfkelenir. Onunla savaşmaya ve tekrar günaha sokmaya karar verir. Duasında görünerek onu vurdu ve aziz yere düştü toplanan insanlar onu kiliseye götürdüler. Kilisede bu olaya herkes merakla bakıyordu. Gece yarısına kadar herkes uyumuştu aziz Antonyus kendine gelince sadece arkadaşının uyumadığını görürür. Ona “Geldiğim yere beni mezarlığa götür.” Diyerek ondan ricada bulunur. Çünkü kendisi mezarlıkta yaşıyordu. Onu mezarlığa götürdü ayakta kalamayan aziz yerde dua ederek şöyle der. “İşte ben Antonyus’um buradayım! Sizden ve yaralarınızdan da korkmuyorum, beni İsa Mesih’in sevgisinden hiç bir güç ayıramaz.” Bundan sonra şeytanı ve ordusunun vahşi hayvanlar biçiminde üstüne geldiğini ve her yerin sallandığını gördü. Aziz Antonyus o zaman gözlerini göğe dikerek gökten gelen bir ışığı gördü. “Tanrım nedne beni daha önce korumadın” diyerek haykırdı. Gökten gelen ses “Burdayım kulum senin dayanma gücünü ve imanını gözetliyordum” dedi. Bundan sonra aziz Antonyus bir kaleye giderek orada yirmi yıl yaşar. Bu süre boyunca sadece ekmek, su, tuz ve şeker yedi. Yaşadığı dağa giderek arkadaşlarını ve rahipleri ziyaret etti ve onlara “Bu benim size son yolculuğumdur artık bir daha beni görmeyeceksiniz.”dedi. Bir kaç ay sonra aziz Antonyus 105 yaşında ruhunu teslim eder. Onun dualarıyla ve şifalarıyla ya Rab İsa Mesih bize merhamet ve kurtuluş eyle. Amin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-1067007169012494074?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/1067007169012494074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=1067007169012494074' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1067007169012494074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1067007169012494074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/01/aziz-buyuk-antonyusun-hatirlanisi.html' title='AZİZ BÜYÜK ANTONYUS’UN HATIRLANIŞI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S1LgzwuVEDI/AAAAAAAAAHU/OXOTFMO1xsI/s72-c/st-anthony-the-great2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-7925049829039746914</id><published>2010-01-06T22:42:00.002+02:00</published><updated>2010-01-06T22:49:22.712+02:00</updated><title type='text'>RABİN ZUHURU.</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S0T2A0fkxaI/AAAAAAAAAHM/px9guLLXrVY/s1600-h/theophania.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 262px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423730345212429730" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S0T2A0fkxaI/AAAAAAAAAHM/px9guLLXrVY/s320/theophania.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ürdün Nehrinde vaftizinle Ya Rab Kutsal üçlemeye secde zuhur etti. Zira Baba’nın sesi, seni sevgili oğul diye isimlendirerek şahadet etmiştir. Ve ruh bir güvercin görünümünde kelamın gerçekliğini teyit ediyor. Sen ki zuhur ettin ve insanları aydınlattın Ey Mesih ilahımız sana yücelik olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-7925049829039746914?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/7925049829039746914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=7925049829039746914' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7925049829039746914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7925049829039746914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/01/rabin-zuhuru.html' title='RABİN ZUHURU.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S0T2A0fkxaI/AAAAAAAAAHM/px9guLLXrVY/s72-c/theophania.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-5963367571031505690</id><published>2010-01-04T22:52:00.001+02:00</published><updated>2010-01-04T23:07:45.451+02:00</updated><title type='text'>AZİZ BASİLYOS’UN HATIRLANIŞI.</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S0JYKfmdfJI/AAAAAAAAAHE/szA0_ZQMY5c/s1600-h/MegasBasileios_big.png"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 210px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422993838612249746" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S0JYKfmdfJI/AAAAAAAAAHE/szA0_ZQMY5c/s320/MegasBasileios_big.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;AZİZ BASİLYOS’UN HATIRLANIŞI.&lt;br /&gt;(01 Ocak)&lt;br /&gt;Aziz Basilyos Kayseri de Kapadokya da 01.01.330 yılında doğar. Ailesi farklıydı, çünkü Rab Tanrı’ya iman ediyorlardı. Anneannesi şehit, dedesi de Rab İsa Mesih yolunda büyük eziyetler gördü. Çünkü onlar hristiyandılar ve bu yüzden eziyet görüyorlardı. Bunlardan dolayı onlar ailece Pontus dağlarına göç ettiler. Aziz Basilyos’u nenesi Makarina büyüttü ve onu bir hristiyan olarak yetiştirdi. Ayrıca Aziz Basilyos Aziz Grigoryos’un da öğrencisidir. Ayrıca Aziz Grigoryos Aziz Basilyos hakkında şöyle dedi “O doğru ve iyidir.” Azizin büyük malları vardı, Annesi Amalya doğru ve iyi bir kadındı. On çocuklarından beşi aziz beşide normal insandı. Bu azizlerden biriside Azizi Basilyostur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Basilyos küşüklüğünden beri zayıf bir bünyeye sahipti, bir gün küçükken geçirdiği bir hastalık yüzünden neredeyse ölecekti. Onu ölümden kurtaran imanlı annnesinin dualarıydı. Babası ona dinleyiciliği ve konuşma sanatını öğretti. Babası vefat edince Kayseri de okula başlar. Daha sonra İstanbul da okudu ve Antakya’ya da giderek eğitimini orada sürdürdü. En sonunda Atina da tamamladı. Atina’ya gidince ablası evi manastıra çevirir. Ablasının yanında annesi ve kardeşi Petrus’ta vardı. Kendisi Kayseri’ye dönünce herşeyin değiştiğini arkadaşlarınında rahip olduğunu görür. Kayseri üniversitesinde profosör olur, bu ünvan onu değiştirir. Sonunda kalbi somut ve büyüklük taslayan biri haline gelir. Ablası onun bu durumunu görünce onu azarlayarak ona şöyle der “Sen büyük olduğunu ve diğer insanların da küçük olduğunu görüyorsun.” Bu sözler onu yaraladıysada bu fazla uzun sürmedi. O bu sözlerden daha büyük bir şey bekiliyordu ki geri dönsün. Bundan sonra büyük bir facia oldu kardeşi Petrus balık avına çıktı ama cesedi geri döndü. Kardeşinin ölümünü duyan Aziz Basilyos kedere boğuldu. Atina da aldığı bütün eğitimin onun kurtuluşunu sağlayamayacağını anladı ve içim içim ağladı. Daha sonra ablasının yanına giderek ondan arınma sırrını öğrendi. Bundan sonra alçak gönüllü ve mütevazi bir insan oldu. Bundan kısa bir süre sonra İstefatyo adında birini tanıdı. Bu adam onun gezip değişik yerlerdeki manastırları ve rahiplerin yaşayış tarzlarını görmesini tavsiye etti. Aziz Basilyos’ta buralara gidrek manastırları ve rahipleri ziyaret etti. Oralarda gördüklerinden ve rahiplerin yaşayış tarzlarından çok etkilendi. Sonunda Kapadokya’ya geri döner, orada çok güzel bir yer bulur ve burayı manastıra çevirir. Burada çok mütevazi bir hayat yaşar. Varlıklı ve kendini beğenen Aziz Basilyos şimdi alçak gönüllü olmuştur. 360 yılında diyakon, 363 yılında papaz ve 370 yılında da Kayseri episkoposu olur. Şehirde büyük bir kıtlık yaşanmıştı, halk aç ve perişandı. Aziz Basilyos bütün mal varlığını satarak fakirlere dağıtır. Bundan sonra halk O’nun dualarıyla kalır. Hayatının sonuna kadar böyle yaşadı. Aziz Basilyos 01.01.379 da ruhunu teslim eder. Onun dualarıyla ve şifalarıyla ya Rab İsa Mesih bize merhamet ve kurtuluş eyle. Amin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-5963367571031505690?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/5963367571031505690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=5963367571031505690' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/5963367571031505690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/5963367571031505690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2010/01/aziz-basilyosun-hatirlanisi.html' title='AZİZ BASİLYOS’UN HATIRLANIŞI.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/S0JYKfmdfJI/AAAAAAAAAHE/szA0_ZQMY5c/s72-c/MegasBasileios_big.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-2363167497059902037</id><published>2009-12-24T10:03:00.004+02:00</published><updated>2009-12-24T10:12:31.061+02:00</updated><title type='text'>MUTLU NOELLER !!!</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SzMg_hPzkgI/AAAAAAAAAG8/xXr3OWAKxn8/s1600-h/%CE%93%CE%AD%CE%BD%CE%BD%CE%B7%CF%83%CE%B73.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 246px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418711052285350402" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SzMg_hPzkgI/AAAAAAAAAG8/xXr3OWAKxn8/s320/%CE%93%CE%AD%CE%BD%CE%BD%CE%B7%CF%83%CE%B73.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;MUTLU NOELLER &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Mesih doğdu yücelttiniz, Mesih göklerden geldi karşılayınız,&lt;br /&gt;Mesih yer yüzünde onu yükseltiniz. Ey yeryüzü rabbe terennüm et.&lt;br /&gt;Ey uluslar onu seviçle tesbih ediniz çünkü o yüceltildi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-2363167497059902037?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/2363167497059902037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=2363167497059902037' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/2363167497059902037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/2363167497059902037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/12/mutlu-noeller.html' title='MUTLU NOELLER !!!'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SzMg_hPzkgI/AAAAAAAAAG8/xXr3OWAKxn8/s72-c/%CE%93%CE%AD%CE%BD%CE%BD%CE%B7%CF%83%CE%B73.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4386237201693896195</id><published>2009-11-02T13:11:00.002+02:00</published><updated>2009-11-02T15:13:50.079+02:00</updated><title type='text'>Grip veya asrın soygunu... </title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Su7a9-A4PPI/AAAAAAAAAG0/GopkDRX135Q/s1600-h/gripi.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 317px; height: 311px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Su7a9-A4PPI/AAAAAAAAAG0/GopkDRX135Q/s320/gripi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399493761417362674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;BİR DOKTORDAN... DİKKAT..!&lt;br /&gt;Grip veya asrın soygunu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz gribi arkasındaki ekonomik çıkarlar neler ? Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor halbuki basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor ! Dünyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor halbuki 23 sentlik bir serum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor ! Kızamık ve zatüreden her sene 10 milyon insan ölüyor. Tüm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlardan da bahsetmiyor ! &lt;br /&gt;Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu: "Bütün diğer salgınlardan daha tehlikeli... Dünyayı tehdit eden salgın !"... Gazeteler sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 sene de 250. Yani senede 25 &lt;br /&gt;Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25'e karşı YARIM MİLYON ! &lt;br /&gt;Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi ?&lt;br /&gt;Çünkü bu tavukların arkasında bir "horoz" vardı, büyük ibikli bir horoz: Uluslararası Roche ilaç grubu.... Bu şirket Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, Ingiltere 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche, milyarlarca dolar kar ettiler.&lt;br /&gt;Bugün de domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor. &lt;br /&gt;Kuzey Amerikan Gilead Sciences şirketi Tamiflu ilacının patent sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa Donald Rumsfeld: George Bush dönemi savunma bakanı, Irak savaşının stratejisti...&lt;br /&gt;Gerçek "Pandemie" (dünyayı etkileyen büyük salgın), çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları. &lt;br /&gt;Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa (pandemiyse) dünya sağlık örgütü bu hastalıktan bu kadar tedirgin oluyorsa neden bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı aynı ilacın jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyorlar ? &lt;br /&gt;Roche'un haklarının iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyorlar ? &lt;br /&gt;Bu mesajı mümkün olduğu kadar çok insana iletiniz, herkes bu büyük salgının arkasındaki gerçeği görsün. &lt;br /&gt;Çünkü medya sadece kendi sponsorlarının haberlerini veriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Carlos Alberto Morales Paitán, Pérou&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4386237201693896195?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4386237201693896195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4386237201693896195' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4386237201693896195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4386237201693896195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/11/grip-veya-asrn-soygunu.html' title='&lt;strong&gt;Grip veya asrın soygunu... &lt;/strong&gt;'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Su7a9-A4PPI/AAAAAAAAAG0/GopkDRX135Q/s72-c/gripi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-5883993734367940792</id><published>2009-10-26T22:40:00.006+02:00</published><updated>2009-10-26T23:08:22.128+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SuYOoEb5cwI/AAAAAAAAAGs/nnXOBcvM64w/s1600-h/dimitrios.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 241px; FLOAT: right; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397017284998427394" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SuYOoEb5cwI/AAAAAAAAAGs/nnXOBcvM64w/s320/dimitrios.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;26 Ekim 2009 Pazartesi : Aziz Dimitrios'un anma günü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Selanik Şehrindendi. Anne ve&lt;br /&gt;babası gibi kendide imanlıydı. Öğretmenlik&lt;br /&gt;yapıyordu. İsa Mesih’in imanını&lt;br /&gt;öğretiyordu 290 yıllarında kral&lt;br /&gt;Maksimilyanus Selanik’e geldiğinde&lt;br /&gt;Aziz Dimitrios’u zindana attırdı.&lt;br /&gt;Güreş mevsimi geldiğinde Güreşleri&lt;br /&gt;izlemek üzere Kral Maksimilyanus&lt;br /&gt;arenaya gelir. Kendisi taraf olarak&lt;br /&gt;Lieus adlı güçlü bir güreşçinin&lt;br /&gt;tarafını tutar. Bu güreşçi herkesi yenen&lt;br /&gt;ve herkese meydan okuyan biriydi.&lt;br /&gt;Aziz Dimitrios’un öğrencilerinden&lt;br /&gt;Nestor bu güreşçiyle güreşmek istedi Aziz Dimitrios’u hapiste&lt;br /&gt;ziyaret etti ve onun dualarını aldı. Aziz Dimitrios onun başına haç&lt;br /&gt;işareti yaptı. Güreş meydanına geldiğinde Nestor şu duayı yaptı;&lt;br /&gt;“Ey Dimitriosun ilahı bana yardım et”&lt;br /&gt;Güreş esnasında Nestor Lieos’u kılıç darbesiyle kalbinden&lt;br /&gt;vurarak öldürdü ve galip geldi.&lt;br /&gt;Kral Maksimilyanus dostunun ölümüne çok hüzünlendi. Aziz&lt;br /&gt;Dimitrios’u hapiste kalbinden vurularak öldürülmesini ve aynı kılıçla&lt;br /&gt;Nestorunda öldürülmesini emreder. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-5883993734367940792?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/5883993734367940792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=5883993734367940792' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/5883993734367940792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/5883993734367940792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/10/26-ekim-2009-pazartesi-aziz-dimitriosu.html' title=''/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SuYOoEb5cwI/AAAAAAAAAGs/nnXOBcvM64w/s72-c/dimitrios.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-6312449046534301063</id><published>2009-09-28T20:30:00.001+03:00</published><updated>2009-09-28T20:38:01.848+03:00</updated><title type='text'>KUTSAL DAĞDA (AĞİON OROS) HASTALIĞA VE ÖLÜME NASIL KARŞI DURUYORLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SsD0bE9CqGI/AAAAAAAAAGU/lHkDIb-llJo/s1600-h/porfirios.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; FLOAT: right; HEIGHT: 234px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386573900358527074" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SsD0bE9CqGI/AAAAAAAAAGU/lHkDIb-llJo/s320/porfirios.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir doktorun Kutsal Dağdan tecrübeleri...&lt;br /&gt;Rahipler hastalığı nasıl karşılıyorlar? Sabırla ve tahammül ile. «Hastalık, Allahın ziyaretidir.» derler. Bir gün bir ihtiyar rahip bana söyledi; «Tanrı hastalığı bana göndermekle, demek beni hatırladı ve bana bir şey söylemek istiyor. O bilir. O bana verdi, O’da istediği zaman benden alacak» Ne söyleyebilirsin? İhtiyar rahip Evgenios diyor ki; «Tanrımız hastalığı 4 sebep için veriyor. Ebeveynlerimizin işlediği günahlar için, bizim işlediğimiz günahlar için, bizi sabra ve alçak gönüllülüğe alıştırmak için, ve dördüncü sebebi yalnız O bilir.» Elbette zorluluklarda vardır. Bir akşam geçen ilkbaharda muayenehaneye ihtiyar rahip Nikodimos sol avucunu yaralamış gelmiş, bakmayı ve temizletmeyi kabul etti yalnız yarayı dikmeye ve tetanoza karşı iğneyi kabul etmedi. « Meryem Ana ,beni ağır yaralanmamak için korudu O da beni iyileştirecek» dedi. Kutsal dağın muayenehanesinde ilk günlerde bulunduğum zaman ihtiyar rahip Yeremias geldi. Fazla konuşmadan bana söyledi:«Doktor kanserim var ilaçlarımı yazmaya geldim». Ben şaşırdım, kendime geldiğim zaman onu avutmaya çalıştım yalnız boşu boşuna… O’nun avutulmaya ihtiyacı yoktu çünkü zaten avutma O’nun içindeydi. «Doktorum şimdi iyiyim, kemiklerimde metastaz oldukça var, o zaman Tanrımıza dua et dayanmak için bana güç versin ». Çok ihtiyar rahiplerin işitme ve görme duyuları kuvvetlidir, onlarla oturmak ve sohbet etmek bana sevinç veriyordu, zira kendini başka bir adam hissedersin. Sana tecrübelerinden ve insanlığın ilminden takdim ettikleri bilgi yalnız değil. Sana başka bir hayatın huzurunun havasını geçiriyorlar. Onlara muayenehane ye yardım etmeye gidiyordum, doktorum zahmetin için sana vereceğimiz bir şey yok yanız bu akşam sana dua edeceğiz diyorlardı. Bunun en iyi ücretim olduğunu hissediyordum. Yalnız bu değildi, sanki bütün kalplerinden biraz şarap, biraz buhur ve bahçeden sebzeler ikram ediyorlardı. Genç rahipler aksine bize daha yakın, hastalığı daha az tetkik etmiş ve daha çok mantıklıdırlar. Çoğu yüksek tahsilli olup, muayenehaneye hastalandıkları zaman daha sık geliyorlar, benden daha bilimsel açıklama istiyorlar, sordukları sorular çoğu zaman beni derin araştırmaya yapmaya yöneltiyor, az değil ki onların önünde çok kez kitaplarımı açıp onlara daha geçerli bir cevap veriyordum ve bunu çok takdir ediyorlardı. Rahipler ölümü nasıl karşılıyorlar? Cesurca söyleyeceğim;korkusuzca ve aksine sevinçle karşılıyorlar. Birçok rahibin ölümünü gördüm hepsinin yaşları dolmuş, ve yaklaşık 80 yaş ve yukarı bu hayattan gidiyorlar. Üç ay önce Kutlumusiyu manastırına ait, inzivada yaşayan ihtiyar rahip Yusuf 108 yaşında öldü. Birgün önce manastıra gidip bütün rahiplerle veda etti. Aya Nikola inzivasında yaşayan ihtiyar rahip Prokopios 99 yaşında, yalnız yaşı ona görünmüyor yaz ve kış hep yalınayak dolaşıyor, hiç oturmaz tüm işleri yapar, özellikle terzilikle uğraşır, gözleri çok kuvvetli. Bana izlenim yapan şey ruhlarını teslim ederken bakarsın yüzlerinde bir dinginlik ve sakinlik var ve bu durum hepimize yayılyordu. Ölmeden önce ihtiyar rahipler onlara bakan genç rahiplere ruhani hayat üzerinde tavsive edip onlara dua edip kutsuyorlar. Çoğu ne zaman öleceklerini biliyorlar onun için bu sonsuz yolculuğa hazırlanırlar, ruhani baş rahibe itiraf edip kutsal Kominyon’u alırlar, herkesten bağışlanmalarını ve dualarını isteyip , ruhlarını Göklerdeki Pederimize teslim ediyorlar.Gittikleri zaman kendimizi daha fakir hissediyoruz. Kutsal Dağda rahipler böyle ölür, kendileriyle, Tanrıyla, herkesle ve her şey ile barışmış, görünmeyen azizlerdir hiç kimse onları bilmedi ve bilmeyecek.&lt;br /&gt;Dr. İ.Karakasidis&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-6312449046534301063?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/6312449046534301063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=6312449046534301063' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6312449046534301063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6312449046534301063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/09/kutsal-dagda-agion-oros-hastaliga-ve.html' title='KUTSAL DAĞDA (AĞİON OROS) HASTALIĞA VE ÖLÜME NASIL KARŞI DURUYORLAR'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SsD0bE9CqGI/AAAAAAAAAGU/lHkDIb-llJo/s72-c/porfirios.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4029819340905849874</id><published>2009-09-11T00:13:00.003+03:00</published><updated>2009-09-11T00:21:55.358+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Sqlsayr769I/AAAAAAAAAGM/0F9SiBiTWwg/s1600-h/%CF%83%CF%84%CE%B1%CF%85%CF%81%CF%8C%CF%821.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 194px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379950437409221586" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Sqlsayr769I/AAAAAAAAAGM/0F9SiBiTWwg/s320/%CF%83%CF%84%CE%B1%CF%85%CF%81%CF%8C%CF%821.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;«Ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.»&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Matta 16:24&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4029819340905849874?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4029819340905849874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4029819340905849874' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4029819340905849874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4029819340905849874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/09/ardmdan-gelmek-isteyen-kendini-inkar.html' title=''/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Sqlsayr769I/AAAAAAAAAGM/0F9SiBiTWwg/s72-c/%CF%83%CF%84%CE%B1%CF%85%CF%81%CF%8C%CF%821.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-3277937997099319242</id><published>2009-09-08T23:36:00.003+03:00</published><updated>2009-09-08T23:52:32.507+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SqbBFfMArfI/AAAAAAAAAGE/Fqk7HeGuFMA/s1600-h/normal_ignatios_o_theoforos3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 261px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379199104956018162" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SqbBFfMArfI/AAAAAAAAAGE/Fqk7HeGuFMA/s320/normal_ignatios_o_theoforos3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Antakyalı Aziz İğnatius&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Efeslilere Mektup, 2,2.5,2&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birliğin ahengi içinde.&lt;br /&gt;Sizleri yücelten İsa Mesih’e her yönden şükretmeniz gerekir ki tek bir itaat duygusunda birleşerek, yani episkopos ve ruhbanlara bağlı kalarak her alanda, her bakımdan azizleşmeniz mümkün olsun.&lt;br /&gt;Ben önemli bir kişiymişim gibi size emir vermiyorum, çünkü bu kurtarıcı isme bağlı olsam bile henüz İsa Mesih’te yetkinliğe ulaşmış değilim. Henüz şakirt olmaya başlıyorum ve sizlere aynı öğretimi paylaşan arkadaşlar olarak hitap ediyorum. Beni asıl sizin savaşa hazırlamanız gerekirdi, bana inanç, yüreklilik, sebat, sabır aşılayarak. Ancak, içimizdeki sevgi hakkınızda sessiz kalmama müsaade etmediği için, sizden önce harekete geçerek, sizleri Tanrı’nın tasarısı ile uyum içinde yaşamaya davet etmek istiyorum.&lt;br /&gt;Çünkü hayatımız olan ve ondan ayrı düşmeyi düşünemediğimiz İsa Mesih, Pederin tasarısıdır. Tüm yerleşmiş episkoposların İsa Mesih’in görüşünde yer aldıkları gibi. Bu nedenle, episkoposunuzun görüşü ile uyum içinde yaşamanız gerekir. Zaten yaptığınız da budur. Haklı bir üne sahip, Tanrı’ya layık ruhbanlarınız, gitarın telleri gibi birbiriyle uyum içindedir. Böylece, duygu birliği ve sevgi ahengi içinde İsa Mesih’in övgüsünü okuyorsunuz. Her biriniz bir koro oluşturuyorsunuz, birliğin ahengi içinde, birlik içinde Tanrı’nın güftesini benimseyerek, tek bir sesle, İsa Mesih aracılığı ile Peder’e övgü okuyabilmeniz için.&lt;br /&gt;O zaman Peder size kulak verecek ve yaptığınız iyi şeyler yüzünden sizleri Oğlu’nun uzuvları olarak tanıyacaktır. Bu nedenle Tanrı’ya her zaman paydaş olmak için kusursuz bir birlik kurmanızda fayda vardır.&lt;br /&gt;Ben bile çok kısa bir zamanda episkoposunuzla, beşeri yönü olmayan, sadece tinsel bu denli bir yakınlık kurabildimse, ne mutlu ona böylesine bağlı olabilen sizlere! Kilise’nin İsa’ya, İsa’nın Pedere bağlılığının timsali bir bağlılık bu, şöyle ki her şey birlik içinde ahenk buluyor. Kimse yanılgıya kapılmasın. Her kim mabedin dışında kalırsa, kendini Tanrı ekmeğinden mahrum eder. İki inanan bir araya geldiğinde, duaları böylesine etkin olabiliyorsa, episkoposla tüm Kilisenin duasına ne demeli!&lt;br /&gt;Episkopos ile birlik içinde, gerçek Hıristiyan olmak.&lt;br /&gt;İgnatius, diğer adı ile Theophoros (Tanrı’yı taşıyan) tarafından İsa Mesih aracılığı ile Pederin inayetiyle kutsanan Kiliseye. Menderes kıyılarındaki Manisa Kilise’sini onun adına selamlıyor, ona Peder Tanrı ve İsa Mesih’te sonsuz mutluluklar diliyorum.&lt;br /&gt;Birbirinize beslediğiniz sevginin Tanrı tasarısına tamamen uygun olduğunu işittiğim için, bunun bana verdiği mutlulukla sizlere İsa Mesih’e beslediğim iman içinde hitap etmek istedim. Taşıdığım zincirlere karşın Tanrı ihtişamına uygun bir adla onurlandırılmış bulunduğumdan, Kiliselerin övgüsünü okuyorum, ebedi hayatımızın İsa Mesih’in tenine ve ruhuna bağlı kalmalarını diliyorum. Her şeyin üstünde olan iman ve muhabbette birlik olmalarını diliyorum. En önemli tüm saldırılarına karşı koyup onlardan kurtulduktan sonra, Onun sayesinde rahipler Bassus ve Apollonius, yardımcısı diyakoz Zotion’ un aracılığı ile sizi görmek şerefine nail olduğum için, onun yanımda bulunmasını arzu ediyorum, çünkü o Tanrı’nın inayetiymiş gibi episkoposa, İsa Mesih’in töresiymiş gibi de ruhban topluluğuna itaat etmektedir.&lt;br /&gt;Episkoposunuzun gençliğini istismar etmemeniz gerekir. Aksine, Peder Tanrı’nın kudreti uğruna ona elinizden gelen saygıyı gösteriniz. Çünkü saygıdeğer rahiplerinizin episkoposun genç yaşından faydalanmadıklarını biliyorum. Tanrısal ihtiyatın yönlendirdiği kişiler olarak ona tabi olmaktadırlar, daha doğrusu, ona değil, cemaatin episkoposu ve koruyucusuna, İsa Mesih’in babasına. Bizi sevmiş olan bu Peder’e hürmet olarak hiçbir art düşünce taşımadan itaat gerekir. Çünkü kişi bir şeyi gizlediğinde, gözle görünen episkoposu değil, gözlere gizli kalan episkoposu yanıltmaya yeltenir. Bu tür bir davranışın muhatabı insan değil, gizlileri bilen Tanrı’dır.&lt;br /&gt;Bu nedenle Hıristiyan adını taşımak yetmez, Hıristiyan olmak gerekir. Bazıları episkoposun adını ağzından düşürmez, ama her şeyi o yokmuş gibi yapar. Bu insanların vicdanının müsterih olacağını sanmıyorum, çünkü toplulukları meşru olmadığı gibi Tanrı buyruğuna da uygun değildir. Çünkü her şeyin bir sonu vardır ve işte önümüzde ölüm ve hayat ve herkes ait olduğu yere gitmelidir. Bunun için de iki akçe vardır; Tanrı akçesi ve dünya akçesi ve her biri kendine özgü bir işaret taşır. İnanmayanlar bu dünyanın işaretini, sevgi içinde olan inananlar ise İsa Mesih aracılığı ile Peder Tanrı’nınkini taşır. İsa Mesih inayeti ile, cefasına paydaş olmak için özgürce ölmeye karar vermezsek, O’nun hayatını içimizde taşımayız.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-3277937997099319242?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/3277937997099319242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=3277937997099319242' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/3277937997099319242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/3277937997099319242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/09/efeslilere-mektup-22.html' title=''/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SqbBFfMArfI/AAAAAAAAAGE/Fqk7HeGuFMA/s72-c/normal_ignatios_o_theoforos3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-6578770128974715336</id><published>2009-06-01T23:25:00.003+03:00</published><updated>2009-06-01T23:39:27.488+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SiQ5qyk4R6I/AAAAAAAAAF8/T1y1zTZpONc/s1600-h/%CF%83%CE%AC%CF%81%CF%89%CF%83%CE%B70002.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 235px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5342458465261995938" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SiQ5qyk4R6I/AAAAAAAAAF8/T1y1zTZpONc/s320/%CF%83%CE%AC%CF%81%CF%89%CF%83%CE%B70002.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;              Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Galat. 2,20&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-6578770128974715336?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/6578770128974715336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=6578770128974715336' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6578770128974715336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6578770128974715336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/06/artk-ben-yasamyorum-mesih-bende-yasyor.html' title=''/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SiQ5qyk4R6I/AAAAAAAAAF8/T1y1zTZpONc/s72-c/%CF%83%CE%AC%CF%81%CF%89%CF%83%CE%B70002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-7530420689502896064</id><published>2009-04-22T23:38:00.002+03:00</published><updated>2009-04-22T23:45:29.648+03:00</updated><title type='text'>RABİMİZİN DİRİLİŞİ.</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Se-A6Bu9JjI/AAAAAAAAAF0/rV4BscvHJLQ/s1600-h/anastasis.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 223px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327618618588735026" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Se-A6Bu9JjI/AAAAAAAAAF0/rV4BscvHJLQ/s320/anastasis.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#000066;"&gt;İSA MESİH DİRİLDİ - HAKİKADEN DİRİLRDİ !!!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-7530420689502896064?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/7530420689502896064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=7530420689502896064' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7530420689502896064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7530420689502896064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/04/rabimizin-dirilisi.html' title='RABİMİZİN DİRİLİŞİ.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Se-A6Bu9JjI/AAAAAAAAAF0/rV4BscvHJLQ/s72-c/anastasis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-7025631714313605749</id><published>2009-03-24T16:39:00.005+02:00</published><updated>2009-03-24T17:08:22.253+02:00</updated><title type='text'>TANRI VALİDESİNİN MÜJDESİ.</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;SEVİN EY GÜVEYİ OLMAYAN GELİN.&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 225px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316767575494901746" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Scjz8MKwP_I/AAAAAAAAAFs/sG3Qo7rOG3s/s320/%CE%B5%CF%85%CE%B1%CE%B3%CE%B3%CE%B5%CE%BB%CE%B9%CF%83%CE%BC%CF%8C%CF%82.bmp" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;25 MART&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="center"&gt;Tanrı validesi ebediyen bakire - Olan Meryem’in Müjdesi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ey nimete eren Tanrı Validesi Meryem, Rab seninledir. Sen kadınlar arasında mübareksin ve senden doğan mübarektir. Çünkü sen kurtarıcımızı doğurdun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ortodoksluk.org/ikonalarintefsiri-meryemana2.html"&gt;http://www.ortodoksluk.org/ikonalarintefsiri-meryemana2.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-7025631714313605749?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/7025631714313605749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=7025631714313605749' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7025631714313605749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7025631714313605749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/03/tanri-validesinin-mujdesi.html' title='TANRI VALİDESİNİN MÜJDESİ.'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Scjz8MKwP_I/AAAAAAAAAFs/sG3Qo7rOG3s/s72-c/%CE%B5%CF%85%CE%B1%CE%B3%CE%B3%CE%B5%CE%BB%CE%B9%CF%83%CE%BC%CF%8C%CF%82.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-9005681154854097990</id><published>2009-03-09T22:09:00.003+02:00</published><updated>2009-03-09T22:28:46.942+02:00</updated><title type='text'>“Merhamet eyle ey Allah’ım merhamet eyle”</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SbV7T9KV4gI/AAAAAAAAAFk/QJSnUDRCslQ/s1600-h/%CF%80%CF%81%CE%BF%CF%83%CE%B5%CF%85%CF%87%CE%AE.gif"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 275px; FLOAT: left; HEIGHT: 299px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311286918319038978" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SbV7T9KV4gI/AAAAAAAAAFk/QJSnUDRCslQ/s320/%CF%80%CF%81%CE%BF%CF%83%CE%B5%CF%85%CF%87%CE%AE.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;&lt;strong&gt;Halep ve İskenderun Metropoliti Pavlos Yazıcı.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;“Merhamet eyle ey Allah’ım merhamet eyle” &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Büyük oruç mücadelesinin ilk haftası sona erdi. Girit Başepiskoposu Aziz Andreas kanunundaki tövbe yarışları “Ey Allah’ım merhamet eyle” sözleriyle sükun buldu. Bazıları, Rab ile konuşmanın zevkini tattı. Bazıları ise, kendi fikirlerince bunu daha münasip bir zamana ertelediler. Fakat bununla birlikte dinsel vecibelerini oruç süresi içinde tekmil etmeyi ümit ediyorlardı. Peki bunu neden bir vecibe olarak isimlendiriyorlar? Hangi akıllı insan, mutluluk kapısının önünde dururken oradan alıkonulur? Çünkü ona şöyle diyorlardı: ‘Biraz bekle bu kapıları açma gücü olan gelsin o zaman sen de münasip bir şekilde girmek için kendini hazırlarsın.’&lt;br /&gt;Oysa Hıristiyanlık sırlarını, kabul etmiş ve yalan felsefesine kendini&lt;br /&gt;kaptırmamış olan insan, ebedi kurtuluş antlaşmasını kendisi teslim alır.&lt;br /&gt;Yeryüzündeki yaşamımızın gayesi de budur. Evet Hıristiyanlık yolu güç,&lt;br /&gt;dikenli ve çeşitlidir. Bize düşen, yerimizden kalkıp yaklaşmaktır. Sonra Rab yardımımıza koşar. Çünkü O her zaman bizimledir.(Matta 28 : 20) Bu nedenle Kilise bize şöyle dua etmeyi öğretiyor: “Bildiğin hükümlerle, ben müstahak olmayan kulunu kurtar ya Rab” (3. saat duasından) Havarilerin hepsi aynı anda Mesih İsa’ya yaklaşmadılar. Bu gün okunan İncil bölümü bize Natanael’in yüreğine dolan şüphe korkusunu gösteriyor. Çünkü Filippos’a şöyle dedi: “Nasıra’dan iyi bir şey çıkabilir mi?” O zaman İsa onu daha önceden tanıdığını söyleyince, Natanael derhal seslendi: “Ey Muallim sen Allah’ın oğlusun, sen İsrail’in Kralısın.” İsa’da ona, bu sözlerini ödüllendirircesine: ‘Size doğusunu söyleyeyim, göğün açıldığını, Tanrı meleklerinin insanoğlu üzerinde yükselip indiklerini göreceksiniz” dedi. Gerçekten şu anda gökler bizim için açılmıştır. Çünkü cennet kapılarını açma gücü olan gelmiştir. O kapıları ardına kadar açmıştır. Yakup’un rüyasında gördüğü durum geçekleşti. Yakup rüyasında, gökleri ve yeri birbirine bağlayan merdiveni ve onun üzerinde inip çıkan melekleri görmüştü. Bakire Meryem vasıtasıyla İsa Mesih yeryüzüne inerek beden aldı. Kendisine iman edenleri gök yüzüne almak için insan suretine büründü. Bütün bu olanlarda Allah’ın melekleri ona hizmet ediyordu. Meleklerin reisi olan Cebrail Bakire Meryem’e Mesih’in gebeliğini müjdeledi. Aynı şekilde melek Beytlehem çobanlarına Mesih’in doğuşunu müjdeledi. O anda meleklerden bir gurup: “Ey yücelerde Rabbe izzet , yeryüzünde razı olduğu insanlara selamet” ilahisini terennüm ettiler. (Luka 2 : 14) Aynı zamanda bir melek kadınlara Mesih’in dirilişini müjdeledi. Ve melekler İsa’nın havarilerine: “İşte göğe yükseltilen Mesih, gördüğünüz gibi aynı şekilde geri gelecektir” (Elçilerin işleri 1:11) müjdesini verdi. Bütün bunlardan daha yüce ve daha mutlu olan Rabbin sözlerini söyleyeceğim sizlere: bu andan itibaren göğün açıldığını ve Allah’ın meleklerinin inip çıktığını göreceksiniz. Bu aynı zamanda biz günahkarlar ile de ilgilidir. Zira Rab İsa Mesih kendisi şöyle dedi: “Benim etimi yiyip, kanımdan içenin ebedi hayatı olacaktır, ben onu dünyanın sonunda dirilteceğim.(Yuhanna 6 : 45) Benim olduğum yerde siz de yanımda olacaksınız.(Yuhanna 14 : 3) Yani göklerin krallığında benimle olacaksınız ve Allah’ın melekleri, kurtuluşu miras almak&lt;br /&gt;isteyenlere hizmet edecektir.(İbraniler 1 : 14) Bütün yollarımız da bizi koruyacaktır. (Mezmur 90 : 11) Duymadınız mı? Allah’ın melekleri bizlere hizmet mi edecek? Ey Rabbim merhametin önünde eğiliyorum. Ben günahkar kulun için yeryüzüne inişine secde ediyorum. İnsanlara olan sevgin için yaptıklarına yücelik olsun. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-9005681154854097990?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/9005681154854097990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=9005681154854097990' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/9005681154854097990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/9005681154854097990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/03/halep-ve-iskenderun-metropoliti-pavlos.html' title='“Merhamet eyle ey Allah’ım merhamet eyle”'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SbV7T9KV4gI/AAAAAAAAAFk/QJSnUDRCslQ/s72-c/%CF%80%CF%81%CE%BF%CF%83%CE%B5%CF%85%CF%87%CE%AE.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-6431438087437751988</id><published>2009-03-09T21:31:00.003+02:00</published><updated>2009-03-09T21:44:57.799+02:00</updated><title type='text'>İKONALAR PAZARI</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;ORUCUN BİRİNCİ PAZARI&lt;br /&gt;(İKONALAR PAZARI)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311273904206266258" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SbVveb0EP5I/AAAAAAAAAFc/fKsaXzraDOU/s320/%CE%BF%CF%81%CE%B8%CE%BF%CE%B4%CE%BF%CE%BE%CE%AF%CE%B1%CF%82.bmp" /&gt;&lt;strong&gt;“Ey Rabbim merhametin önünde eğiliyorum. Ben GÜNAHKÂR kulun için yeryüzüne inişine secde ediyorum. İnsanlara olan sevgin için yaptıklarına yücelik olsun.”&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;AZİZ YUHANNA İNCİLİNDEN ALINAN SÖZLER;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;İncil:Yuhanna : 1 ; 43 – 51&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Bir zamanlar; 43İsa, Celile’ye gitmeye karar verdi. Filipus’u bulup ona, “Ardımdan gel” dedi. 44Filipus da Andreas ile Petrus’un kenti olan Beytsayda’dandı. 45Filipus, Natanel’i bularak ona, “Musa’nın Kutsal Yasa’da hakkında yazdığı, peygamberlerin de sözünü ettiği kişiyi, Yusuf oğlu Nasıralı İsa’yı bulduk” dedi. 46Natanel Filipus’a, “Nasıra’dan iyi bir şey çıkabilir mi?” diye sordu. Filipus, “Gel de gör” dedi. 47İsa, Natanel’in kendisine doğru geldiğini görünce onun için, “İşte, içinde hile olmayan gerçek bir İsrailli!” dedi.&lt;br /&gt;48Natanel, “Beni nereden tanıyorsun?” diye sordu.&lt;br /&gt;İsa,“Filipus çağırmadan önce seni incir ağacının altında gördüm"”yanıtını verdi.&lt;br /&gt;49Natanel, “Rabbi, sen Tanrı’nın Oğlu’sun, sen İsrail’in Kralı’sın!” dedi.&lt;br /&gt;50İsa ona dedi ki, “Seni incir ağacının altında gördüğü-mü söylediğim için mi inanıyorsun? Bunlardan daha büyük şeyler göreceksin. 51Sonra da, “Size doğrusunu söyleyeyim, göğün açıldığını, Tanrı meleklerinin İnsanoğlu üzerinde yükselip indiklerini göreceksiniz” dedi. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-6431438087437751988?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/6431438087437751988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=6431438087437751988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6431438087437751988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6431438087437751988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/03/orucun-birinci-pazari-ikonalar-pazari.html' title='İKONALAR PAZARI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SbVveb0EP5I/AAAAAAAAAFc/fKsaXzraDOU/s72-c/%CE%BF%CF%81%CE%B8%CE%BF%CE%B4%CE%BF%CE%BE%CE%AF%CE%B1%CF%82.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-2019453028113239899</id><published>2009-03-01T22:14:00.004+02:00</published><updated>2009-03-01T22:33:21.353+02:00</updated><title type='text'>KÖTÜLÜKLERİN BAĞIŞLANMASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SarwEbX0OvI/AAAAAAAAAFM/WE1yH8Q39Y8/s1600-h/%CF%87%CF%81%CF%85%CF%83%CF%8C%CF%83%CF%84%CE%BF%CE%BC%CE%BF%CF%82.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 248px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308319069667343090" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SarwEbX0OvI/AAAAAAAAAFM/WE1yH8Q39Y8/s320/%CF%87%CF%81%CF%85%CF%83%CF%8C%CF%83%CF%84%CE%BF%CE%BC%CE%BF%CF%82.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="color:#000066;"&gt;&lt;strong&gt;KÖTÜL&lt;img class="gl_color_fg" border="0" alt="Χρώμα  κειμένου" src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" /&gt;ÜKLERİN BAĞIŞLANMASI&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“ALTINAĞIZLI YUHANNA’DAN”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;“Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel babanız da sizin suçlarınızı bağışlar. Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.(Matta 6:14)”&lt;br /&gt;Rabbimiz İsa Mesih’in bu sözdeki isteği iki yönlüdür. Birincisi kendi suçlarımızın farkında olmamız, ikincisi ise başkalarının suçlarının bağışlanmasıdır. Başkalarının günahlarını affedebilmemiz için kendi günahlarımızı bilmemiz önemlidir. Zira insan kendi hatalarını görerek, yakınındakini bağışlayabilir.&lt;br /&gt;Bunu yalnız sözle değil, gerçekten ve yürekten yapmalıyız ki, kin nedeniyle kılıç bize yönelmesin. Bize yapılan ihanetin zararı, kendimize yapacağımız zarardan daha azdır. Zira kindar olmakla, kendimizi Rabbin yüce yargılamasına maruz bırakırız. Eğer bizi üzenleri seversek zarar onların başına gelir. Bu nedenle de acı çekerler. Bunun aksini yaparsak acıyı kendimiz çekeriz.&lt;br /&gt;Bu nedenle işte şu kişi beni üzerek zarar görmeme sebep oldu diye, yakınma. Bu gibi sözleri çok söylemek, düşmanının sana yapabileceği iyilikleri dağıtır. Zira düşmanın sana böyle davranmakla günahlarından kurtulmanın yolunu açmaktadır. İhanetin büyük olması senin kötü işlerden arınman için sebep olacaktır. Bu yüzden eğer biz istersek kimse bize kötülük yapamaz.&lt;br /&gt;Biz neden insanlar için konuşuyoruz Yücelmemiz için iblis bize vasıtayı sunuyor. Çok azap çeken Hz. Eyüp örneğinde bunu görüyoruz. Eğer iblis dahi yüceltilmemiz için sebep olursa neden düşmanlardan korkalım. Acılara sabırla tahammül edersek, sahip olacağımız iyiliklere dikkatimizi verelim. İhanete uğrayıp ta öfkelenmeyeni; sevenleri takdir eder. Öfkeden kaçınan insanı, dostları kucaklar. Kendi nefsinde düşmanlığı denemeyen kişi, üzüntüyü yaşamaz. Yakınına düşmanlık beslemeyen kişinin düşmanı olmaz. Rabbin merhametine nail olur. Başkalarını sevmeyen, kendi kendini tehlikeye maruz kılar. Ama onları seversek kendimize iyilik etmiş oluruz. Öyleyse Allah’ın sevgisini kazanmamız için başkalarına düşmanlık beslemeyelim. Hatta Allah’a karşı çok borcumuz da olsa Rab bize acır ve rahmetini esirgemez. Günahkâr isek, günahlarımızdan kurtuluruz. Eğer Salihlerden isek Rabbin krallığına kolaylıkla gireriz. Yakının seni üzerse ona karşı iyi ol, ona kin besleme, gözyaşları dök ve ağla, böylelikle Rabbi kızdırmamış olursun. Bununla da iyi bir iş yapmış olursun. Rab İsa Mesih’in ölüme giderken sevinçli olduğunu hatırlayınız. Onu haça gerenler için dua etti. Onun yolundan giden bizler de onun yaptığı gibi yapmalıyız. Bize yöneltilen bu üzüntülerin bize yararı var, bundan dolayı üzülmemeliyiz. Eğer bir yakının başkaları önünde sana iftira ederse, kendi kendini kısasa maruz bırakır ve bundan sorumlu olur. Yalnız-ca yaptığı iş nedeniyle değil ayrıca seni yargıladığı için de sorumlu olur.&lt;br /&gt;Allah’ın biricik kuzusu ne küfürlere ve eziyetler katlandı. Onun için şöyle dedi : “Eğer insanlar evin efendisine Baalzevul (kelimenin anlamı: sineklerin efendisi) derlerse ev halkına daha neler demezler. (Matta 10:25)” Kötü ruh Rab İsa Mesih’e küfretmekle kalmadı, ona ikiyüzlü ve Allah’ın düşmanı diyerek iftira etti. Herkesin önünde seni üzen sana kötülük yapan yakının, gerçekte kendi şerefini kırmış ve sana bir taç hazırlamıştır.&lt;br /&gt;O halde sana kötülük eden için üzül ama kendin için sevin, çünkü sen “Güneşini hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğuran(Matta 5 : 45)” Rab ile aynı durumda oldun. Eğer Rabbe benzemiyorsan ki bu iyi olan insanlar için zor değildir, o zaman Yakup’un oğlu iffetli Yusuf’u örnek al. Yusuf kardeşlerinden çok kötülükler gördüğü halde, onlara büyük iyilikler yaptı. Ona yaptıkları kötülükleri hiç dile getirmedi. Rabbi gören Musa’ya bakınız, kendisine nice kötülükler yapan Yahudiler, büyük hakaretler ve zulüm gören Aziz Pavlus’a bakınız, Yahudilerin üzerindeki laneti onların yerine yüklenmek istedi. Diyakosların başı Aziz İstefanos’u hatırlayınız, kendisini taşlayarak öldüren katillerinin günahları affedilsin diye dua ediyordu. Her birimiz bunları hatırlayalım ki, Rab bize günahlarımızı bağışlasın. Yücelik ve görkem şimdi, her zaman ve sonsuzluğa kadar şan ve şerefle yüce Rabbimiz İsa Mesih’indir.&lt;br /&gt;“Uygun zaman ve kurtuluş günü işte şimdidir.” (2.Korintos 6:2) Duaların ve yakarışların kabul edildiği vakit geldi. Yüce Tanrı’ya gerçek saygıyı gösterenler için Göklerin Krallığı yakındır. Yaşamını temiz bir halde geçirenler için kutsal oruç zamanı geldi. Ey kardeşler, sevgi ve temiz bir yürek ile orucumuzu koruyalım çünkü o bunu hakkediyor. Orucu bu duygularla yaşarsak makbuldür. Bu kutsal oruç ile şeytanla mücadele edelim. Çünkü şeytan oruç ve dua olmadan kahredilemez. Orucumuzu dualarla tamamlayalım ve O’ndan dileyenleri geri çevirmesin diye Rabbe yalvaralım. Bu oruç melekleri ve özellikle koruyucu meleğimizi hoşnut eder. Zira oruç vasıtasıyla meleklerin dostluğuna nail oluruz. Ayrıca bu kutsal orucu sevgi, iman ve ümitle geçirirsek Rab İsa Mesih’le birlikte peygamberler, resuller ve azizler de memnun olurlar. Çünkü onlar da bu orucu aynı duygular ile geçirirlerdi. Musa oruç tuttu bu sayede mucizeler yaptı ve Rabbi görmeye nail oldu. İlyas peygamber de oruç vasıtasıyla ateşten bir araba ile göklere yükseldi. Danyel peygamber oruçla yüceldi ve aslanların ağzını tıkadı.&lt;br /&gt;Aynı şekilde peygamberler ve İsa Mesih’in havarileri de oruç tuttular rabbimiz İsa Mesih’te oruç tuttu ve bize orucun nasıl tutulması gerektiğini öğretti. Kadınlar ve erkekler oruç tutarak nefislerini aklasınlar. Kızlarımız oruç tutsunlar Rabbimiz geldiğinde onunla birlikte düğün evine girebilsinler.&lt;br /&gt;İçinde yakınları için kin ve nefret besleyenler, önce kendilerini bu duygulardan arındırıp sonra oruca ve duaya yaklaşsınlar. Kardeşlerine kin düşmanlık besleyenler Rab ten uzaklaşır. Kardeşleriyle barışmadan Rabbe yaklaşamaz. Bu vaziyette oruç ve dua Rabbi hoşnut kılar. Kardeşlerini affetmezsen, boşuna oruç tutma ve dua etme. Zira Rab seni kabul etmez. Bedenini ve nefsini oruçla duayla yoracağına git kardeşlerinle barış. Yüreklerinde kin, nefret, öfke ve düşmanlık besleyenler şeytanın dostudur. Rabbin dostu olamazlar. Bedeninizde hiçbir kir ve günah kalmaması için orucu gerçek tövbe ve iyi işlerle geçirelim. Fitne fesattan kaçının. Rabbi yüceltin. Kibirlenmeyin ve mağrur olmayın fakat mütevaziliği kuşanın. Hırsızlıktan nefret ediniz, zinalıktan uzak durunuz, yalan şahitlikten kaçının.&lt;br /&gt;Göksel Krallığa, doğru işlere erişebilmenin yolunu Rabbimiz İsa Mesih bize nimetiyle gösterdi. Tövbemiz samimi olsun Duayı, orucu ve fakirlere yardımı sevelim. Birbirimizi karşılıklı sevgi ile sevelim. Çünkü sevgi kutsal yasayı yerine getirmektir.(Romalılar 13:10) Ey kardeşler, her şey geçicidir. Yalnızca yaptıklarımız bize refakat edecektir.&lt;br /&gt;O halde, hepimiz için kaçınılmaz olan ebedi yolculuğumuz için, bize refakat edecekleri hazırlayalım. Amin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-2019453028113239899?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/2019453028113239899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=2019453028113239899' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/2019453028113239899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/2019453028113239899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/03/kotul-uklerin-bagislanmasi-altinagizli.html' title='KÖTÜLÜKLERİN BAĞIŞLANMASI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SarwEbX0OvI/AAAAAAAAAFM/WE1yH8Q39Y8/s72-c/%CF%87%CF%81%CF%85%CF%83%CF%8C%CF%83%CF%84%CE%BF%CE%BC%CE%BF%CF%82.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-6888098047020678709</id><published>2009-03-01T21:11:00.007+02:00</published><updated>2009-03-01T22:38:04.030+02:00</updated><title type='text'>BEYAZ YEMEME YORTUSU PAZARI</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;BEYAZ YEMEME YORTUSU PAZARI&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 283px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308321085193980018" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Sarx5vy0CHI/AAAAAAAAAFU/0QMeKW4yOJ0/s320/eksosi1.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;“İNSANLARIN SUÇLARINI BAĞIŞLARSANIZ GÖKSEL BABANIZDA SİZLERİ BAĞIŞLAR AMA BAĞIŞLMAZSANIZ GÖKSEL BABANIZDA SİZLERİ BAĞIŞLAMAYACAKTIR.”&lt;br /&gt;MATTA 6:14&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;MATTA İNCİLİNDEN ALINAN SÖZLER;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;İncil: Matta : 6 ; 14 – 21&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Rab şöyle dedi:14“Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel babanız da sizin suçlarınızı bağışlar. 15Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.”&lt;br /&gt;16“Oruç tutuğunuz zaman, iki yüzlüler gibi surat asmayın. Oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. 17Siz oruç tutuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. 18Öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanıza oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören babanız sizi ödüllendirecektir.” 19“Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. 20Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. 21Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-6888098047020678709?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/6888098047020678709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=6888098047020678709' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6888098047020678709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6888098047020678709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/03/beyaz-yememe-yortusu-pazari-insanlarin.html' title='BEYAZ YEMEME YORTUSU PAZARI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/Sarx5vy0CHI/AAAAAAAAAFU/0QMeKW4yOJ0/s72-c/eksosi1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-1718540343947863278</id><published>2009-02-25T21:40:00.006+02:00</published><updated>2009-02-25T22:05:57.805+02:00</updated><title type='text'>“EBEDİ AZAP VE KORKUNÇ YARGILANMA”</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SaWkfl7IL0I/AAAAAAAAAE0/dHKPGdXpc5M/s1600-h/474px-DefteraParousia_MoniAgPantele.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 254px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306828598589009730" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SaWkfl7IL0I/AAAAAAAAAE0/dHKPGdXpc5M/s320/474px-DefteraParousia_MoniAgPantele.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;Halep ve İskenderun Metropoliti Pavlos Yazıcı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;“EBEDİ AZAP VE KORKUNÇ YARGILANMA”&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Mesih’te sevgili kardeşler,&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Hz. Süleyman şöyle diyor: “Her şey boş, bomboş” ve Kral Davut şöyle terennüm ediyor: insan bir gölge gibi dolaşır boş yere çırpınır.&lt;br /&gt;Gerçekten, boş şeyleri sevenler mal ve başka şeyler biriktirenler, hemen yok oluyorlar. Bu dünyevi şeylerden bir şey almadan giderler ve bu nedenle rahat etmezler. Her şeyi burada bırakacağız, doğduğumuz gibi çıplak gideceğiz. Ebediyete o ilahi Yargıcın önüne gideceğiz. Yürek hüznüyle ve çıplak olarak, derin bir üzüntü korku ve dehşet ile mahkeme önünde duracağız. Orada acıma, şefaat ve savunma yoktur. Orada herkes yaptığının söylediklerinin ve düşüncelerinin hesabını verecektir.&lt;br /&gt;Ey kardeşlerim, geçekten orada dünya yaratıldığından beri benzeri görülmemiş bir korku ve endişe olacaktır. Bütün göksel güçler Serafim ve Şerubimler ile göklerdeki ve yeryüzündeki her şey görünecek, yeryüzündeki ve altındaki her şey titreyip sarsılacak. Mezarlar açılacak, ölüler kalkacak, diriler duracaktır. Allah’ın peygamberi olan Danyel, gelecekteki bu yargıyı, günahlarımızı yüklenmiş olarak gün doğumundan batışına kadar yargılandığımızda&lt;br /&gt;nelere maruz kaldığımızı görünce korkudan sarsılacaktır. O anda dostlar ve&lt;br /&gt;yakınlarımız nerede? Biriktirdiğimiz değerli mallar nerede? Fakir, yetim ve sefilleri hor görüp kovan ve her iyiliği kendine mal edip kendini mümin ve tercih edilenler olduğunu iddia edenler nerede? Yeryüzünde devamlı kalacağını iddia edip yüreklerinde Allah korkusu taşımayan ve gelecekteki azaba iman etmeyenler nerede? Yiyelim ve içelim nasıl olsa yarın öleceğiz (İşaya 22:13)&lt;br /&gt;Bu yaşam nimetlerinden zevk alalım, sonra ne olacağa bakarız? Diyenler nerede? Allah merhametlidir, günahkârları affeder mi? Yargılanan günahkârlar adil mahkemeden kovulurlar, azaba sürülürler, orada ağlama ve gözyaşı vardır.&lt;br /&gt;Arkalarına baktıkları zaman onlardan ayrılmış olan Salih insanları görürler. Cennetin güzelliğini ve göklerin nurunu ve Salihlerin yaşamlarında iyilik için yaptıkları mücadeleden dolayı yüce Allah’ın onlara hibe ettiği nimetleri görürler. Daha sonra bu günahkârlar yavaş yavaş yakınlarından, akrabalarından ve Salihlerden uzaklaşarak, bütün ümitlerini gerçek nura ve bütün mutluluk imkânlarını kaybetmiş olarak Allah’tan ayrılırlar.&lt;br /&gt;O zaman tamamen terk edildiklerini, bütün umutlarının yokluğunu, hiç kimseden yarar ve şefkat kalmadığını anlarlar, acıyla ağlayarak, ah çekerek ve kör yüreğimiz bizi nasıl aldattı diye yakınırlar. Allah bize kutsal kitabı ile seslendi. Onu dinlemedik, bu yüzden şimdi ona haykırıyoruz. Ama O bizden yüzünü çeviriyor. Kendi kendimizi bu kötü duruma biz getirdik, çünkü bize bütün bunları bildirdi ama biz dinlemedik bize ihtarda bulundu ama korkmadık, bize vaazda bulundu yola gelmedik Allah’ın kelamını işittiğimiz halde inanamadık. Rabbin yargısı adildir. Şu anda hak ve adaletle yargılanıyoruz. Yaptıklarımızın karşılığını alacağız. Geçici zevkler karşılığı olarak, azabı alacağız ihmallerimiz nedeniyle sönmeyen ateşte yargılanacağız. Boş olan övünçler nedeniyle gerçek yücelikten,&lt;br /&gt;gelip geçici hevesler uğruna cennet sevincinden, geçici zenginlikler yüzünden ebedi iftihardan sonsuza dek mahrum edildik. Herkes, Allah ve azizler bizleri terk etti. Yardım edilecek bir durumumuz yok. Tövbe zamanı geçti, gözyaşının hiçbir yararı yok. İşte günahkârlar bu şekilde sızlanacaklardır.&lt;br /&gt;Ey azizler, ey resuller, ey peygamberler, ey şehitler bizi kurtarın, ey yaşam veren kutsal haç, rabbimizin validesi Meryem annemiz bizi kurtar diye haykıralım mı? Fakat hiçbiri bizi duymaz, duysa da bize bir yarar sağlamaz. Çünkü bütün şefaatler sona erdi. Böylece günahkârlar, ebedi ateşin ve ölmeyen kurtların bulunduğu cehenneme gönderilirler. (Markos 9:43)&lt;br /&gt;Çağlar geçer, orada geçer her saat bir çağ kadar uzundur. Allah’ın sesi cehennem sakinleri üzerinde dolaşmakta ve şöyle demekte: “Ben hala kızgınım.” Bu söz oradakilerin kulaklarında yankılanır. Meleklerin zihinleri geçen çağları saymakta aciz kalır, azap çekenler ise bu azabın ne zaman başladığını unuturlar. Oysa Allah’ın o sözleri işitilmeye devam eder: “Ben hala kızgınım.”&lt;br /&gt;Peygamberler, azizler ve resuller Rabbin bu korkunç yargı gününü anlattılar. Kutsal kitap şimdiye kadar bu korkunç yargı gününü bize ikaz etmektedir. “Ümitli olun, uyanık ve dikkatli olunuz, dua ediniz, tövbe ediniz ve her zaman hazırlıklı olunuz çünkü Rabbin geleceği günü ve saati bilemezsiniz. (Matta 25:13)” Yaşamın sorunları ve zevklerin sarhoşluğu, yüreğinizi ağırlaştırmasın. Çünkü o gün aniden gelebilir. (Luka 21:34) Peygamber ve Kral&lt;br /&gt;olan Davut bu yargı gününü her zaman zikrederdi, öyle ki ağlamaktan yatağı gözyaşları ile ıslanırdı Allah şöyle yalvarırdı: “Kulunla yargıya girme, çünkü hiçbir canlı senin karşında aklanınız”.&lt;br /&gt;O gün gelmeden, bu mücadeleye başlayalım. Kendimizi önemseyelim ki o korkunç saat mahkeme önünde yargısız durabilelim. Rabbimizin yüzüne, tövbeyle duayla oruçla ve gözyaşıyla çıkalım. O gelmeden biz Ona gidelim.&lt;br /&gt;Çünkü herkesin korkuyla beklediği o kaçınılmaz ölüm saati birden karşımıza çıkacaktır. Bunu düşünenler azaldı. Ruhun bedenden ayrıldığı o an korkunçtur. O gün sözler dudaklarda durur ve dil konuşamaz bir hal alır. O gün dostlarımızı, kardeşlerimizi tanıyamayız, tanısak da onlarla konuşamayız. Etrafımızda şikayet eden çocukları görürüz ama onlardan yaslı bir yürekle ayrılırız. Çünkü o saatte ne dostlar ne de yakınlarımız bizim için önem arz etmez. Çünkü günahlarız bize sıkıntı vermektedir. Rabbin huzuruna nasıl çıkıp aklanacağız, affını nasıl kazanacağız ve sonumuz ne olacak kaygısı bizleri endişelendirmektedir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-1718540343947863278?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/1718540343947863278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=1718540343947863278' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1718540343947863278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1718540343947863278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/halep-ve-iskenderun-metropoliti-pavlos.html' title='“EBEDİ AZAP VE KORKUNÇ YARGILANMA”'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SaWkfl7IL0I/AAAAAAAAAE0/dHKPGdXpc5M/s72-c/474px-DefteraParousia_MoniAgPantele.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-2970273401291726571</id><published>2009-02-25T21:12:00.007+02:00</published><updated>2009-02-25T22:35:51.750+02:00</updated><title type='text'>ET YEMEME YORTUSU PAZARI</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;ET YEMEME YORTUSU PAZARI&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 139px; DISPLAY: block; HEIGHT: 172px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306816995687581042" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SaWZ8Nv2xXI/AAAAAAAAAEk/mW1Iyk9COgk/s320/%CF%83%CF%85%CE%BD%CF%84%CE%AD%CE%BB%CE%B5%CE%B9%CE%B1.jpg" /&gt; “Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın! Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız. Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; indandaydım, yanıma geldiniz.”&lt;br /&gt;Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.’&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İSA MESİH&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;MATTA İNCİLİNDEN ALINAN SÖZ&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;    İncil : Matta : 25 ; 31 – 46&lt;br /&gt;31“İnsan oğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. 32Ulusların hepsi O’nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak. 33Koyunları sağına, keçileri soluna alacak.&lt;br /&gt;34“O zaman Kral, sağındaki kişilere,‘sizler babanın kutsadıkları, gelin!’ diyecek.‘Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın! 35Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız. 36Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.’ 37“O vakit doğru kişiler O’na şu karşılığı verecek: ‘Ya Rab, seni ne zaman aç görüp doyurduk, susuz görüp su verdik? 38Ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık, ya da çıplak görüp giydirdik? 39Seni ne zaman hasta ya da zindanda görüp yanına geldik?’&lt;br /&gt;40“Kral da onları şöyle yanıtlayacak:‘Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.’&lt;br /&gt;41“Sonra solundakilere şöyle diyecek: ‘Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis’le melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin!42-43Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana içecek vermediniz; yabancıydım, beni içeri almadınız; çıplaktım, beni giydirmediniz; hastaydım, zindandaydım, benimle ilgilenmediniz.’&lt;br /&gt;44“O vakit onlarda şöyle karşılık verecekler:‘Ya Rab, seni ne zaman aç, susuz, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de yardım etmedik?&lt;br /&gt;45“Kral da onlara şu yanıtı verecek: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, mademki bu en basit kardeşlerimden biri için bunu yapmadınız, benim için de, yapmamış oldunuz.’&lt;br /&gt;46“Bunlar sonsuz azaba, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler.” &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-2970273401291726571?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/2970273401291726571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=2970273401291726571' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/2970273401291726571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/2970273401291726571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/et-yememe-yortusu-pazari.html' title='ET YEMEME YORTUSU PAZARI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SaWZ8Nv2xXI/AAAAAAAAAEk/mW1Iyk9COgk/s72-c/%CF%83%CF%85%CE%BD%CF%84%CE%AD%CE%BB%CE%B5%CE%B9%CE%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-6459715392695277252</id><published>2009-02-15T23:21:00.009+02:00</published><updated>2009-02-17T22:32:51.905+02:00</updated><title type='text'>TÖVBE KAPISI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZiK10nsUxI/AAAAAAAAAEc/BzPJ2yf2msc/s1600-h/%CE%AC%CF%83%CF%89%CF%84%CE%BF%CF%82.bmp"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 222px; FLOAT: left; HEIGHT: 302px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303141218491585298" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZiK10nsUxI/AAAAAAAAAEc/BzPJ2yf2msc/s320/%CE%AC%CF%83%CF%89%CF%84%CE%BF%CF%82.bmp" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="color:#000066;"&gt;&lt;strong&gt;Halep ve İsk&lt;img class="gl_color_fg" border="0" alt="Χρώμα  κειμένου" src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" /&gt;enderun Metropoliti Pavlos Yazıcı.&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;KAYBOLAN AKILLI EVLAT HAFTASI&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;~ Tövbe Kapısı ~&lt;br /&gt;&lt;img class="gl_color_fg" border="0" alt="Χρώμα  κειμένου" src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;«Kalkıp şimdi babama döneyim»&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İncilin bu bölümü zihinlerimizde birçok soru yaratır. Mesela: Küçük oğul ayrılmayı isteyince babayı oğlunun bu düşüncesine saygı göstermeye ve malından ona düşen payı verip vedalaştırmaya iten neydi? Sevgi değil mi? Sevgi özgürlüğe, hatalı da olsa saygı duyar. Babanın, kaybolan oğlunun beklemesinin sebebi neydi? Ona olan sevgi ve şefkati değil mi? Bu babanın, oğlundan geçmişin hesabını soracak yerde onu dışarıya kadar gelip ikram ve öpücükle karşılamasının sebebi neydi? Sebep tabi ki ona olan sevgisiydi.&lt;br /&gt;Bu baba ne kadar sevgi doluydu ki, büyük oğluna gidip içeriye girmesi için rica ediyordu. Sebep neydi? Herkese olan büyük sevgisiydi.&lt;br /&gt;Ne büyüksün ey insanları seven. İşte Yuhanna’nın «Sevgi» &lt;sevgi&gt;diye tanıttığı Göksel Baba budur. Onu bu kelimeden başka iyi tanıtacak bir sıfat yoktur. Bütün bu soruların kolay cevapları vardır. Ama daha zor olan soru ise şudur: Küçük oğulu kalkıp babasına gitmeye iten sebep neydi?&lt;br /&gt;Sorunun iki cevabı vardır. Birincisi, aynı günahtır. (Onu ayrılmaya iten günah). Günahlı yaşam hoştur. Günah keçi boynuzu gibi aldatıcıdır. İlk etapta çekici ve tatlıdır ama son tadı acıdır. Çoğunlukla günah birikimi tövbe için itici olur. İnsan yapı açısından Salih olarak yaratıldı. Bu nedenle kötülükler dünyasında yabancı olarak yaşaması zordur. Kötülüklerde insan rahat etmez.&lt;br /&gt;Bununla birlikte birçok insanın, günahların keçi boynuzuyla Allah’a yabancı olarak yaşadıklarını biliyoruz. Hayatlarını değiştirmeden karanlığın pençesinde kaldılar. Bu nedenle küçük oğulu etkileyip tövbe etmeye veya babasına dönmeye sevk eden esas sebep şuydu: Şefkatli Baba. Mutlaka bu oğul gurbette, hiç kimsenin kendisine bir keçi boynuzu bile vermediği o ortamda, babasının sevgisini ve inayetini anımsadı. Bu tatlı göksel gerçek, yorgun ve bitkin olan bu oğulun eklemlerine, kalkıp dönmesi için hayat verdi.&lt;br /&gt;Tövbe kapısı budur. Tanrısal sevginin dökülüşü ve baba sevgisinin taşmasıdır. İlahi şefkat uzaklaşan herkes için yaralayıcıdır. Allah’ın keskin kılıcı, sonsuz sevgisidir. Altıncı Saat Efşininde dua ettiğimiz gibi: «Şefkatinle bizleri yarala» İnsana yaşam veren hakiki hayatın ekmeği İlahi Sevgidir.&lt;br /&gt;Bu beşeri aklımızla Mesih’in şu sözlerini düşünelim: Ey yorgunlar ve yükü ağır olanlar bana gelin, size rahat veririm. Bu sözleri düşünürsek Mesih’in bir başka şeyi ima ettiğini idrak ederiz. Oda şudur: Geliniz ey yorgunlar geliniz ki ben rahat edeyim. Madem ki biz rahat değiliz o halde Allah’ta yorgundur. Gerçek hayatımızın saygınlığından uzaklaştığımızda ve iyi olmadığımız zaman yalnız bizler acı içinde olmuyoruz. Allah’ta acı içinde oluyor. Hatta O’nun acısı bizimkinden daha büyüktür.&lt;br /&gt;Bizler günah işleyip uzaklaştığımızda Allah bizden ne hesap ne de intikam ister. Aksine kıskançlığa düşer. Çünkü Allah, baba sevgisiyle sahiplendiği yarattıklarına karşı kıskanç bir ilahtır. Ve onun yaşamasını ister.&lt;br /&gt;Bugün okuduğumuz Risalede Resul Pavlus şöyle diyor: Sizler Allah’ın diri olan heykelisiniz. Rabbimiz İsa Mesih bu heykel karşısındaki tavrını şöyle açıkladı: Evinin kıskançlığı beni yedi. Bizler Allah’ın heykelleriyiz ve Allah’ta bu heykellere karşı kıskançtır. Bunun için günah işlediğimizde Allah bizi arar.&lt;br /&gt;Allah’ın sevgisi gizemlidir ve tövbenin kapıları büyüktür. Günaha düştüğümüzde, Allah’ın büyük bir sevgi olduğunu ve bize cezayla karşılık vermeyeceğini idrak edelim, günahın artması durumunda tövbenin artacağını idrak edelim. «Bana tövbe kapılarını aç ey hayat veren» İşte tövbe kapısı budur: İlahi sevgi ve kıskançlık.&lt;br /&gt;Beşeriyet tarihinde Göksel Baba hakkında bildiğimiz budur. Ve esas konusu: Kaybolan insan yalnız saygın olmakla kalmayıp ilahi kıskançlık ile de aranır. Allah sevgisi onu sonuna kadar takip eder. O kadar ki, bu uğurda biricik oğlunu kurban vermeye bile mecbur kalsa.Baba evimizden uzaklaştığımız her durumda günlük yaşamımızda ve hayatımızdaki olaylarda edindiğimiz deneyimler bunlardır. Bu tür olaylar çoktur ve bağışlanma da kolaydır. Yeter ki isteyelim. Süryani Aziz İshak şöyle der: Tövbe, günahtan nefret etmektir. Günahtan nefret et ki Allah’ın rızasını yapmış ve onunla barışmış olasın.&lt;br /&gt;Duanın her anında edindiğimiz tecrübe budur. Sessizce ve dua ederek şu soruyu sorsak : Uzaklara gittikten sonra onu, zihninde, yüreğine ve duasına dönmeye sevk eden neydi? Şöyle cevap verirdi:&lt;br /&gt;Mesih orada bekliyor ve bana sözü var. Mesih’in bu kalbe olan kıskançlığı onu yedi.&lt;br /&gt;Allah ile buluşmanın sırrı, Ondan uzaklaştıktan sonra, Baba kapıda, boynumuza sarılıp bize barış öpücüğünü vermeyi bekliyordur.&lt;br /&gt;«Kalkıp babama gideyim ve ona şöyle söyleyim….»&lt;br /&gt;Döneyim çünkü beni bekliyorsun, döneyim çünkü sevginin dökülüşü beni yaraladı. Amin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-6459715392695277252?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/6459715392695277252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=6459715392695277252' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6459715392695277252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/6459715392695277252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/halep-ve-isk-enderun-metropoliti-pavlos.html' title='TÖVBE KAPISI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZiK10nsUxI/AAAAAAAAAEc/BzPJ2yf2msc/s72-c/%CE%AC%CF%83%CF%89%CF%84%CE%BF%CF%82.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-7180591368158172405</id><published>2009-02-15T23:05:00.003+02:00</published><updated>2009-02-16T00:04:08.869+02:00</updated><title type='text'>KAYBOLAN AKILLI EVLAT PAZARI</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;strong&gt;KAYBOLAN AKILLI EVLAT PAZARI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.goarch.org/en/chapel/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 238px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303134590215357938" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZiE0AXfhfI/AAAAAAAAAEU/ijwpSum0CyE/s320/asotos.jpg" /&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EY ŞEFKATLİ BABA SANA KARŞI SUÇ İŞLEDİM TÖVBEMİ KABUL ET VE BENİ İŞÇİLERİNDEN BİRİ OLARAK SAY.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;AZİZ LUKA İNCİLİNDEN ALINAN SÖZLER;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;İncil : Luka : 15 ; 11 – 32&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;11Rab şu simgesel öyküyü söyledi: Bir adamın iki oğlu vardı.12Bunlardan küçüğü babasına, ‘Baba, varlığından payıma düşeni bana ver’ dedi. O da varlığını onların arasında böldü.&lt;br /&gt;13“Aradan çok geçmeden, küçük oğul her şeyini toplayıp uzak bir ülkeye göç etti; orada aşağılık bir yaşama dalarak neyi varsa saçtı savurdu. 14Elindeki her şeyin altından girip üstünden çıktıktan sonra, ülkeye kırıcı bir kıtlık geldi. O da yoksulluk çekmeye başladı. 15Gitti, ülkenin yurttaşlarından birine yanaşma oldu.&lt;br /&gt;Adam da onu çiftliklerindeki domuzları gütmeye saldı.16Delikanlı domuzların&lt;br /&gt;yediği keçiboynuzlarıyla karnını doyurmak istediyse de kimse ona bir şey vermedi.&lt;br /&gt;17“Aklı başına gelince, kendi kendine, Babamın bir sürü emekçisinin iyice yiyip doyduktan sonra artakalan ekmeği var” dedi, “Oysa ben burada kıtlıktan&lt;br /&gt;kırılıyorum. 18Kalkıp babama gideyim, göğün katında ve senin önünde günah&lt;br /&gt;işledim, baba, diyeyim.19Bundan böyle oğlun olmaya yaraşır biri değilim. Bana emekçilerinden biri gibi davran!”&lt;br /&gt;20“Kalkıp babasının yanına vardı. O da çok uzaktayken, babası onu görüp acıdı. Koşup boynuna sarıldı, derin özlemle onu öptü.21Oğul da ona, “Göğün katında ve senin önünde günah işledim, baba” dedi,&lt;br /&gt;“Bundan böyle oğlun diye tanınmak bana yaraşmaz .”&lt;br /&gt;22“Ama baba uşaklarına böyle buyruk verdi: Çabuk olun. En seçkin giysiyi getirip ona giydirin. Parmağına yüzük takın. Ayaklarına pabuç geçirin. 23Besili danayı buraya getirip boğazlayın. Yiyelim, eğlenelim.&lt;br /&gt;24Çünkü bu oğlum ölüydü, şimdi yaşıyor; yitikti ama bulundu.” Ardından başladılar eğlenmeye.&lt;br /&gt;25“Bu arada adamın büyük oğlu çiftlikteydi. Dönerken evine yaklaşınca çalgı ve dans sesleri duydu. 26Uşaklardan birini çağırıp bunların ne demek olduğunu sordu. 27O da, “Kardeşin geldi” diye yanıtladı, “Baban besili danayı boğazladı, Çünkü sağ salim ona kavuştu.”&lt;br /&gt;28“Genç adam öfkelendi. İçeri bile girmek istemedi. Bunun üzerine, babası dışarı çıkıp ona yalvardı. 29Ama o, “ Bak bunca yıldır yanında çalışıyorum”&lt;br /&gt;diye karşılık verdi, “Buyruğunu hiç dinlememezlik etmedim. Ama bir kez bile bana bir oğlak vermedin ki, ben de arkadaşlarımla birlikte eğleneyim. 30Oysa varlığını zinakar kadınlarla yiyip tüketen şu oğlun eve gelince, onun için besili danayı boğazladın!”&lt;br /&gt;31“Baba, Oğlum, sen hep yanımdasın” dedi, “Varlığımın tümü senindir. 32Eğlenip sevinmek yerindedir. Çünkü bu kardeşin ölüydü, şimdi yaşıyor; yitikti ama bulundu.”&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-7180591368158172405?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/7180591368158172405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=7180591368158172405' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7180591368158172405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/7180591368158172405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/kaybolan-akilli-evlat-pazari-ey.html' title='KAYBOLAN AKILLI EVLAT PAZARI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZiE0AXfhfI/AAAAAAAAAEU/ijwpSum0CyE/s72-c/asotos.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-3054360714720958998</id><published>2009-02-11T21:38:00.004+02:00</published><updated>2009-02-11T22:08:45.975+02:00</updated><title type='text'>PATRİK BARTHOLOMEOSUN RUSYA PATRİĞİ KİRİLOS'A KUTLAMA MEKTUBU</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZMvORy_jQI/AAAAAAAAAEM/ympjuQR7y04/s1600-h/%CE%B2%CE%B1%CF%81%CE%B8%CE%BF%CE%BB%CE%BF%CE%BC%CE%B1%CE%AF%CE%BF%CF%82.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 225px; FLOAT: left; HEIGHT: 305px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301633108687162626" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZMvORy_jQI/AAAAAAAAAEM/ympjuQR7y04/s320/%CE%B2%CE%B1%CF%81%CE%B8%CE%BF%CE%BB%CE%BF%CE%BC%CE%B1%CE%AF%CE%BF%CF%82.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Patrik Bartholomeos Hazretlerinin, Rusya Patriği seçilen Kirilos'a gönderdiği kutlama mektubu.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İSTANBUL RUM PATRİKLİĞİ&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Muhterem Moskova ve Tüm Rusya Patriği Kirilos,Bugün Kardeş ve seçkin Rusya Kilisesinin yeni lideri olarak lâyıkıyla seçilmeniz münasebetiyle, sizlere Patrikhanemizin ve şahsımızın kalbî selamlarını iletir; Rus Kilisesi’nin inancıyla takdir edilen halkını, mütevazı din adamlarını ve Kutsal Ruhun aydınlattığı dini önderlerini, kıskanılacak bir uyumla muhterem şahsınızı Patriklik makamına lâyık gördükleri için kutlarız.Uzun ve şanlı olmasını dilediğimiz Patriklik göreviniz süresince, günümüzün sarsılmış dünyasında, Tanrı’nın kutsiyeti ve Ortodoksluğun ortak şahadeti için birlikte uyum içinde çalışacağımıza inanmaktayız. Sizleri geleceğe doğru ortak yürüyüşümüzü kutsal ayinle kutlamak üzere önümüzdeki aylarda Ana Kiliseye beklerken, siz aziz kardeşimizi hasretle selamlarız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;İstanbul Rum Patriği I. Bartholomeos&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-3054360714720958998?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/3054360714720958998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=3054360714720958998' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/3054360714720958998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/3054360714720958998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/patrik-bartholomeosun-rusya-patrigi.html' title='PATRİK BARTHOLOMEOSUN RUSYA PATRİĞİ KİRİLOS&apos;A KUTLAMA MEKTUBU'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZMvORy_jQI/AAAAAAAAAEM/ympjuQR7y04/s72-c/%CE%B2%CE%B1%CF%81%CE%B8%CE%BF%CE%BB%CE%BF%CE%BC%CE%B1%CE%AF%CE%BF%CF%82.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-710535950094987988</id><published>2009-02-10T23:15:00.008+02:00</published><updated>2009-02-11T00:23:33.684+02:00</updated><title type='text'>FERİSİ VE VERGİCİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZH4U6fEB0I/AAAAAAAAAEE/i-Fsv_UaXJY/s1600-h/%CF%84%CF%81%CE%B9%CF%8E%CE%B4%CE%B9%CE%BF.bmp"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; FLOAT: left; HEIGHT: 142px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301291274572400450" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZH4U6fEB0I/AAAAAAAAAEE/i-Fsv_UaXJY/s320/%CF%84%CF%81%CE%B9%CF%8E%CE%B4%CE%B9%CE%BF.bmp" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;img class="gl_color_fg" border="0" alt="Χρώμα  κειμένου" src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#3366ff;"&gt;&lt;strong&gt;Ha&lt;img class="gl_color_fg" border="0" alt="Χρώμα  κειμένου" src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" /&gt;&lt;img class="gl_color_fg" border="0" alt="Χρώμα  κειμένου" src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" /&gt;lep ve İsk&lt;img class="gl_color_fg" border="0" alt="Χρώμα  κειμένου" src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" /&gt;enderun Metropoliti Pavlos Yazıcı.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Ferisi:&lt;/strong&gt; İsa Mesih döneminde dindar bir Yahudi mezhebidir. Bu mezhepten olanlar Kutsal Yasaya ve yüzyıllar boyu yasaya dayandırılan kurallara sıkı sıkıya bağlı yaşayanlardı.&lt;br /&gt;(Ferrisiliğin İbrası ve Vergiciliğin Çırpınışı)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;“Fakat göğsüne vurup şöyle diyordu: Ey Allah’ım ben günahkara acı.”&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İncilin bu bölümünde Mesih bize iki tezat kişilik olan Ferisi ve Vergici’yi izah ediyor. İlki insanların gözünde ikincinin aksine imanlı bilinir. Halbuki ferisi kibirliydi. Yaptıklarıyla kendini aklamaya çalıştı. Vergici ise çırpınarak gitti ve Allah’tan kendisine acımasını, merhamet etmesini istedi. Ferisilik ibadetin kanseridir. Ölümcül hastalıktır. Ama vergicinin ruhu yaşam veren bir afiyettir ve gerçek bir ibadettir.&lt;br /&gt;O halde gerçek iman nedir? Gerçek doğruluk ve aklanma nedir? Sonuç olarak doğruluğa nasıl sahip oluruz ve bunun yolu nedir? Tapınak terazisi üzerine Mesih’in iki insan karşılaştırması boşuna değil Dua insanın içini keşfeder ve insanın gerçeğini yansıtır. İmanın sırrını Aziz Pavlus Mesih’in insan oluşuyla sınırlar. İnsanın Allah ile düğünü ve O’nun la birliğidir.&lt;br /&gt;Yaptıklarımız yalnızca bir sunuş amacı taşıyorsa somut işlerden öteye gitmez. Allah’ın hesapları gizlidir. Bu işlerimizi Allah ile birleşme amacıyla yaparsak o zaman bu işler gerçek faziletlere dönüşür. Bu ayrım Triyodio’nun başlangıcı olan bu en önemli ruhsal süre ve oruçta zaruridir.&lt;br /&gt;Faziletler yaptığımız işler değildir. Aksine kutsal ruh’un bizdeki eylemleridir. Dar anlamda ruhsal hayat bugün kelimenin yaygın olan anlamıyla ahlaki yaşam değildir. Bizleri hareketlendiren ruhtaki hayattır. Ruhsal insan bedenini ruhuna diz çöktüren insandır. Ruhunu Kutsal Babanın ruhuna tabi kılan insandır. Bu insanın eylemleri doğrudur. Bu hayatın ürünüdür. Ve bu hayatın doğruluğu Allah ile olan diri alakadır. Onunla birlikteliktir.&lt;br /&gt;Aziz Grigorios Palamas diyor ki: Allah için yapmadığınız her iş günahtır. Bu yüzden doğruluğun yolu yaptığınız işler ve eylemler değildir. Bu yol gerçek ezilmişliktir, geriye kalan ise Allah’ın bizde tamamıdır. Doğruluğumuzu gösteren şey Rab İsa ile olan irtibatımızın miktarıdır. Haç üzerindeki iki suçluda gördüğümüz budur.&lt;br /&gt;Doğruluk kutsallıktır. Kutsallık ta tanrısallaşmadır. Tanrısallaşma ise ahlaki eylemler değildir, aksine yalnızca temiz yüreklilerle birlikte olan Allah ile birleşmedir.&lt;br /&gt;Bu yüzden aklanmanın fiili yolu “ruhsal eğitim kitabının öğütlediği gibi” insanın kendini aklaması değil kendisini suçlamasıdır. Kendini beğenmek değil, eziklik duymaktır. Ferisi ve Vergici’nin her ikisi de beğeni duygusuna sahipti Ferisi kendisini beğeniyordu, vergici ise Allah’ın sevgisini ve merhametini beğeniyordu.&lt;br /&gt;İnsanın kendini suçlaması “Gizli bir sağlıktır.”Ama insanın kendini aklaması ise “Saklı bir kanserdir”. İlki Mesih ile itaatkar bir şekilde buluşmamızda oluşur, oysa ikincisi bizi kendimizde bulur ve bizi hayatımız olan İsa Mesih’ten ayırır. Duralım ve vergici gibi dua edelim “Ey Allah’ım ben günahkara merhamet et ve acı”. İşte tövbenin kapıları bunlardır. Bundan başka bir kapıdan giren ise suçludur ve hırsızdır. Budur göğün kapısı . Amin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-710535950094987988?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/710535950094987988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=710535950094987988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/710535950094987988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/710535950094987988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/ferisi-ve-vergici.html' title='FERİSİ VE VERGİCİ'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZH4U6fEB0I/AAAAAAAAAEE/i-Fsv_UaXJY/s72-c/%CF%84%CF%81%CE%B9%CF%8E%CE%B4%CE%B9%CE%BF.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4658878865671521283</id><published>2009-02-10T16:56:00.012+02:00</published><updated>2009-02-10T23:13:47.450+02:00</updated><title type='text'>FERİSİ VE VERGİ GÖREVLİSİ PAZARI</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;FERİSİ VE VERGİ GÖREVLİSİ PAZARI&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 244px; DISPLAY: block; HEIGHT: 293px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301186484640923746" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZGZBVkfwGI/AAAAAAAAADk/Pk-8Rs7kKCE/s320/telonis.png" /&gt; &lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;KENDİSİNİ YÜKSELTEN ALÇALTILACAK&lt;br /&gt;KENDİSİNİ ALÇALTANSA YÜKSELTİLECEKTİR.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;AZİZ LUKA İNCİLİNDEN ALINAN SÖZLER;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;İncil : Luka : 18 ; 10 – 14 &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Rab şu simgesel öyküyü söyledi;10“İki adam dua etmek için tapınağa gitti. Biri Ferisiydi,öbürü ise gümrük vergisi topluyordu.11Ferisi ayağa kalkıp kendi kendine şöyle dua etti: ‘Ey Tanrı, öbür insanlara kapkaççılara, aldatıcılara, zina işleyenlere, ya da gümrük vergisi toplayan şu adama benzemediğim için sana teşekkür ederim. 12Haftada iki kez oruç tutarım. Tüm kazancımın yüzde onunu veririm.’&lt;br /&gt;13“Gümrük vergisi toplayan adam ise uzakta durup gözlerini göğe kaldırmak bile istemedi. Yalnız göğsünü dövüyor, ‘Ey Tanrım, ben günahlıya acı!’ diyordu. 14Size derim ki, ilki değil ama bu adam evine doğrulukla donanmış biri olarak döndü. Çünkü kendisini yükselten alçaltılacak, kendisini alçaltansa yükseltilecektir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZHna68KWyI/AAAAAAAAAD8/WML5I2IAQc4/s1600-h/normal_monk04.bmp"&gt;&lt;img style="WIDTH: 318px; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301272686075992866" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZHna68KWyI/AAAAAAAAAD8/WML5I2IAQc4/s320/normal_monk04.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:180%;color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;B&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;u pazardan itibaren Triyodion dönemi başladı. Triyodion nedir ? Triyodion bir kilisel dönemidir, Ferisi ve Vergi görevlisi pazarından başlayıp Paskalya bayramında biter.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Bu kilisel döneminin hedefi bizi Rabimizin Diriliş bayramını kutlamak için(Paskalya) manevi hazırlanmasıdır. Kilise Pederleri der ki Triyodion dönemi başladı yani tövbe ve manevi mücâdele de başladı. Hepinize iyi mücâdele diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ruhani.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4658878865671521283?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4658878865671521283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4658878865671521283' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4658878865671521283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4658878865671521283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/ferisi-ve-vergi-gorevlisi-pazari.html' title='FERİSİ VE VERGİ GÖREVLİSİ PAZARI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SZGZBVkfwGI/AAAAAAAAADk/Pk-8Rs7kKCE/s72-c/telonis.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4223236771765197509</id><published>2009-02-03T16:42:00.003+02:00</published><updated>2009-02-10T23:00:32.907+02:00</updated><title type='text'>PATRİK BARTHOLOMEOSUN GAZZE MESAJI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYha_u1rKUI/AAAAAAAAADM/XZpJoYu_q2w/s1600-h/oikoumenikospatriarhis.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 223px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298585012552804674" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYha_u1rKUI/AAAAAAAAADM/XZpJoYu_q2w/s320/oikoumenikospatriarhis.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;GAZZE ŞERİDİNDE YAŞANAN İNSANLIK DRAMI VE SİLAHLI SALDIRILARA YÖNELİK PATRİK BARTHOLOMEOS I HAZRETLERİNİN MESAJI &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“İnsanlık tarihinin önemli kültür merkezlerinden biri olan Gazze'de yaşanan olaylar insanı utandırmakta ve adeta insanın donup kalmasına sebep olmaktadır. Ölenlerin çoğunluğunun çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşması akıl almaz bir durumdur. İnsanlık aleminin üyelerinin bu acıları yaşamasından derin acı ve teessür duymaktayım. Ne Gazze'de, ne de insanlık aleminin başka bölgelerinde bu tür acıların yüzyıllar boyunca devam etmesine izin verilmemelidir. Gazze'de yaşananlar karşısında tıpkı bir annenin oğlunu veya bir oğlun da annesini kaybettiği gibi acı ve teessür duymaktayım. Ancak sevgi duygusu dünya üzerinden savaşların yok olmasına sebep olabilir. Her türlü savaş karşısında Yüce Yaratıcı'ya olan sevgimizle ayakta durmak mecburiyetindeyiz.Yüce Yaratıcı'nın bize vermiş olduğu yüksek görev ve dini inanışımızla, din farkı gözetmeksizin bütün insanları kucaklamalıyız. Olayları değerlendirirken intikam tuzağına düşmeden hak ve hukuku gözeterek tarafsız olmak mecburiyetindeyiz.Halkımızdan beklentimiz, Yahudi, Hristiyan ve Müslümanların el birliği ederek acı çeken Filistin halkının yaralarının bir an önce sarılması için maddi ve manevi her türlü yardımı yaparak onlara destek olmalarıdır”. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4223236771765197509?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4223236771765197509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4223236771765197509' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4223236771765197509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4223236771765197509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/gazze-seridinde-yasanan-insanlik-drami.html' title='PATRİK BARTHOLOMEOSUN GAZZE MESAJI'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYha_u1rKUI/AAAAAAAAADM/XZpJoYu_q2w/s72-c/oikoumenikospatriarhis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-4467240137607886423</id><published>2009-02-01T20:50:00.002+02:00</published><updated>2009-02-10T23:01:47.926+02:00</updated><title type='text'>PATRİARK KİRİLL RESMEN KOLTUĞUNA OTURDU</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYXwNcJ51lI/AAAAAAAAABM/RA-7xFtk13g/s1600-h/krillos.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 242px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297904650357954130" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYXwNcJ51lI/AAAAAAAAABM/RA-7xFtk13g/s320/krillos.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Rusya`nın 16. Patriarkı Kirill resmen koltuğuna oturdu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/moskova/"&gt;MOSKOVA&lt;/a&gt;(&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/cihan/"&gt;CİHAN&lt;/a&gt;)-&lt;br /&gt;Rusya Patriarkı 2. &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/aleksi/"&gt;Aleksi&lt;/a&gt;`nin &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/aralik/"&gt;Aralık&lt;/a&gt;`ta kalp yetmezliği nedeni ile hayatını kaybetmesinin ardından Salı günü genişletilmiş Konsey`de gerçekleşen seçimlerde yeni patriark olarak belirlenen Metropolitan Kirill &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kurtarici-isa-kilisesi/"&gt;Kurtarıcı İsa Kilisesi&lt;/a&gt;`nde düzenlenen ayinin ardından koltuğuna oturdu.&lt;br /&gt;Düzenlenen ayine &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/rusya-devlet-baskani-dmitri-medvedev/"&gt;Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/rusya-basbakani-vladimir-putin/"&gt;Rusya Başbakanı Vladimir Putin&lt;/a&gt;`in yanı sıra binlerce inanan katıldı. &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kirill/"&gt;Kirill&lt;/a&gt;, yaptığı açıklamada hayatında kilise ve tanrının dışında özel bir şey olmadığını söyledi. Kirill, günlük yaşamın içinde inançla ilgili konuların mutlaka öğrenilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Seromoninin &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ortodoks/"&gt;Ortodoks&lt;/a&gt; halkları ve &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/rusya/"&gt;Rusya&lt;/a&gt; için tarihi bir gün olduğuna değinen Medvedev de, `Ortodoks dünyası için yeni bir dönem başlıyor. &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kilise/"&gt;Kilise&lt;/a&gt; ve devlet arasında anlamlı ve yeni bir diyalog ve dayanışma sürecinin başlayacağına inanıyorum` dedi.&lt;br /&gt;Rusya`nın farklı milletler ve dini inançları bulunan halklardan oluşan bir ülke olduğuna işaret eden Medvedev, &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/rusya-ortodoks/"&gt;Rusya Ortodoks&lt;/a&gt; patriarklığının özel bir misyonu olduğunu kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/patriark/"&gt;Patriark&lt;/a&gt; 2. Aleksi döneminde kilisenin dış ilişkilerinden sorumlu olan Kirill`in yeni dönemde bin yıldır ayrı olan &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/vatikan/"&gt;Vatikan&lt;/a&gt;`la ilişkileri geliştirmesi bekleniyor. Kirill`in seçilmesinden memnuniyet duyan &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/papa/"&gt;Papa&lt;/a&gt; 16. Benedict, yeni Rus Patriarkı Kirill`e bir mesaj göndererek, &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/katolik/"&gt;Katolik&lt;/a&gt; ve Ortodoks dünyasının işbirliği ve diyaloğunun geliştirilmesi için gösterilen çabaya destek verdiğini açıkladı.&lt;br /&gt;1991 yılında &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/sovyetler-birligi/"&gt;Sovyetler Birliği&lt;/a&gt;`inin dağılmasının ardından canlanmaya başlayan Rusya &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ortodoks-kilisesi/"&gt;Ortodoks Kilisesi&lt;/a&gt;, 160 milyon inananı ile Vatikan`dan sonra dünyanın ikinci büyük kilisesi olarak biliniyor. 2. Aleksi &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/rusya-federasyonu/"&gt;Rusya Federasyonu&lt;/a&gt;`nda Ortodoks inananları Katolik yapma girişiminde bulundukları gerekçesi ile Vatikan`la sorunlu ilişkileri bulunuyordu. Ortodoks birliğinin kurulmasına önem veren 2. Aleksi, son olarak &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/istanbul/"&gt;İstanbul&lt;/a&gt;`da düzenlenen Ortodoks toplantısına katılmıştı.&lt;br /&gt;St. &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/petersburg/"&gt;Petersburg&lt;/a&gt; doğumlu olan Kirill, birçok &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/rus/"&gt;Rus&lt;/a&gt; entelektüel tarafından seviliyor. Ancak Kirill`in devlet işlerinde dinin daha etkin olması yönündeki talepleri laik çevre tarafından eleştiriliyor. Metropolitan Kirill ekonomik krizle ilgili yaptığı değerlendirmede, `Hayatımızdaki her kriz ilahi bir adalettir. İlahi adalet doğrularla yalanları birbirinden ayırıyor. Şu an karşılaştığımız ekonomik kriz küresel yapılan hataların sonucu. Bu Rusya`dan kaynaklanmadı, ancak onun soğuk nefesini hissediyoruz` açıklamasında bulunmuştu.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/kremlin/"&gt;Kremlin&lt;/a&gt;`le yakın ilişkiler kurarak Kilise`nin yeniden canlanmasını sağlayan 2. Aleksi`nin devletle olan ilişkilerini Kirill`in de benzer şekilde yürütmesi bekleniyor. Kiril daha önce yaptığı açıklamalarında, kilise`nin devlet işlerinden tamamen ayrı olması ve Kremlin`in de hiçbir zaman kilisenin işlerine karışmamasını istemişti. Rusya Ortodoks dünyasının yeni dini lideri Salı günü gerçekleşen seçimlerde 700 kişilik genişletilmiş konsülde 508 oy almıştı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/russia-today/"&gt;Russia Today&lt;/a&gt;`de yer alan ankete göre, Rus halkının yüzde 70`i kendilerini &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/haberleri/ortodoks-hiristiyan/"&gt;Ortodoks Hıristiyan&lt;/a&gt; olarak tanımlıyor. On kişiden biri ayda bir kez ancak kiliseye gidiyor. Kendini Ortodoks olarak tanımlayanların yarısı da ayine katılmadıklarını kaydediyor. Milyonlarca Rus, dini, manevi yönü olan bir inanç sistemi olmasından çok, sosyal bir deklarasyon olarak görüyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-4467240137607886423?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/4467240137607886423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=4467240137607886423' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4467240137607886423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/4467240137607886423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/02/rusyann-16.html' title='PATRİARK KİRİLL RESMEN KOLTUĞUNA OTURDU'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYXwNcJ51lI/AAAAAAAAABM/RA-7xFtk13g/s72-c/krillos.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4941901546275904747.post-1823017909449627259</id><published>2009-01-30T18:32:00.001+02:00</published><updated>2009-02-10T23:02:25.787+02:00</updated><title type='text'>ORTODOKSLUK NEDİR ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYNrmrIMy8I/AAAAAAAAAAk/pFATAnje3Uw/s1600-h/DSCN0582.JPG"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 240px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297195898874153922" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYNrmrIMy8I/AAAAAAAAAAk/pFATAnje3Uw/s320/DSCN0582.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ORTODOKSLUK NEDİR ?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ortodoks kelimesi Yunanaca "orthos" (ορθός) doğru, düzgün ve "doxa" (δόξα,δοξασία) inanç sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Genelde iki şekilde kullanılır ve tam manası Doğru İnançtır.&lt;br /&gt;DOĞRU ROTA&lt;br /&gt;Yeni Ahid'te Elçilerin işlerinde havariler kendi aralarında bazı kararlar ve kanunlar almak istediklerinde bir araya gelip Kutsal Ruh'un yardımıyla bu karara varılırdı. Bunun içindir ki kararlar şu metinle başlamaktadırlar. "Kutsal Ruh ve tarafımızdan kararlaştırılmıştır ki....." Bu toplantılar Kutsal Ruh tahtında olmaktaydı. Aradan 2000 yıl geçti ama kilisedeki bu gelenek halen olduğu gibi sürmekte ve kutsal toplantılar yapılmaktadır. Bu kilisenin yapısı günümüze kadar olduğu gibi katkısız gelmiştir. Bu düzeni her patrikhane kendi içinde bütün episkoposlarını çağırarak yapar. Evrensel bir karar içinde bütün patrikhaneler İsatanbul ekümenik yani baş patrikhanesinde toplanarak kararlar Kutsal Ruh aracılığıyla alınır. Aziz Pavlos her bölgedeki imanlılar için o bölgenin en ileri gelen ve dindar şahısını episkopos olarak atamıştır. Örneğin Timoteus'u Efeste Titus'u da Girite atamıştır. Böylece her bölgede bir episkopos bulunmaktaydı ve bu şahıs o bölgenin imanlılarından sorumluydu. Bu sistem katolik dünyasında değişiktir, onlar bütün dünyadaki katolikleri ve kiliseleri Papa yönetimi altındadırlar. Oysa Ortodokslukta bu daha demokratiktir. Her kilise yani her patrikhanenin kutsal konseyi vardır. Bu konseyi oluşturan episkoposlar bir araya gelerek konseyler olur.&lt;br /&gt;YÖNETİM VE MANEVİ HİZMET&lt;br /&gt;Bu gün dünya ortodokslarının birinci ekümenik patrikhanesi İstanbul patrikhanesidir. Bu patrikhane Patmos adası, Ağion Oros (Kutsal Dağ- Rahiplerin topluluğu), Girit ve bütün dünyada mitropolitlere sahiptir. Bu patrikhanenin yetkisi yaklaşık olarak bütün dünyaya kadar uzanır. İsatnbul patrikhanesi M.S 36 yılında Mesih'in havarisi olan Andreas tarafından kurulmuştur. Bununla birlikte ekümenik patrikhanesi papalık gibi vatikan gibi siyasi bir devlet değil manevi bir kuruluştur.&lt;br /&gt;Ikinci patrikhane Iskenderiye patrikhanesidir. Bu patrikhaneyi incil yazari Markos kurmustur. Bu patrikhanenin yetkisi Afrika kitasi üzerinde olup burada yasayan ve daginik bir toplum olan afrika halkinin zor hayat kosularini kanatlari altinda sarmaya çalisir. Iskenderiye patrikhanesi çok zor durumlar ve degisik din çatismalari altinda ortodokslugu korumaktadir.&lt;br /&gt;Antakya patrikhanesi üçüncü patrikhane olup bu batrikhanenin merkezi Antakyadır. Bu batrikhaneyi Azizler Petros ve Pavlos kurmuştur ve Antakyada ilk kez İsa Mesihin öğrencilerine Hrıstiyan adı verildi (Elç.İşleri 11:26). Fakat tarihi nedenlerden dolayı Suriye'nin başkenti Şam'a alınmıştır. Manevi yetkisi Suriye ve çevresindeki bütün Arap ülkeleri üzerinde olup Türkiye'deki Mersin, Tarsus, Adana, İskenderun ve Antakya da bu patrikhaneye dayanmaktadır.&lt;br /&gt;Kudüs patrikhanesi dörtüncü patrikhanedir. İlk hrıstiyan kilisesinin Kudüste kurulmuş olmasına rağmen, bu patrikhane sırada birinci değil dörtüncüdür. Merkezi Kudüs olup manevi bölgeleri İsrail, Filistin, Ürdün ve Arabistan dır. Kudüste Mesih'in mezarı ve Kutsal Diriliş Kilisesi olduğundan bu patrikhanenin değeri artmış ve ünü bütün dünyaya yayılmıştır. İsa Mesih'in yaşadığı ve ölüp dirildiği bu yerler kutsal topraklar sayılır, bunun içinde bütün dünyadan hrıstiyanlar bu yerlere giderek hacılık görevlerini yerine getirmiş olurlar. Bu patrikhaneye ait olan Sina Dağı Tanrı'nın Musay'la konuştuğu dağ ve daha bir çok kutsal yer bu patrikhaneye aittir.&lt;br /&gt;Ana patrikhane olan İsatanbul patrikhanesi bütün idari işleri yönetiyor ve yüzyıllar boyunca bu geleneği sürdürüyordu. Ama İncil'in yayılmasıyla daha büyük hrıstiyan toplulukları oluştu, bunlardan en büyüğü Rusya hrıstiyan topluluğuydu. Bunu gören İstanbul patrikhanesi bu bölgelerde bağımsız patrikhane kurulması gerektiğini düşünerek bu patrikhaneleri kurdu ve resmen tanıdı. Böylece zamanla ek patrikhaneler kuruldu. Bunlardan birincisi Rusya 1448 yılında kurluldu. Sırbistan 1831 yılında kuruldu. Romanya 1885 ylında kuruldu. Bulgaristan 1945 yılında kuruldu. Gürcistan 1989 yılında kuruldu. Bu durumda patrikhaneleri ayırmak için ilk dört patrikhaneye eski patrikhaneler adı verilmiştir. Bunun dışında bu patrikhanelerden bağımsız ve özerk olan kiliselerde vardır. Bunlar Kıbrıs, Yunanaistan, Çekoslavakya, Polonya, Arnavutluk, Finlandiya ve Estonya kiliseleri bağımsız olup her kilsenin başında bir baş episkopos bulunmaktadır.&lt;br /&gt;KİLİSE BÜNYESNİN UZANTILARI&lt;br /&gt;Patrikhaneler keni içilerinde yerel ve genel yönetimlere ayrılır. Genel yönetimi patrikhane üstlenir, yerel yönetimleri ise her bölgeye bir mitropolit yani bir episkopos atanır. Bu mitropolit kendi bölgesindeki cemaatin nüfusuna göre her bir cemaate bir papaz atar. Bu cemaatin büyüklüğüne göre yardımcı rahiplerde atanabilir. Bu yönetim şekili aziz Pavlos tarafından başlatılmış ve bizlerde bunu iki bin sene boyunca aynı sistemde korumaktayız. "Giritt'e giderek orada her bölgede bir ihtiyar papaz koyacaksın, bu şahıs Tanrı'nın gözünde doğru olmalıdır." (Titus 1: 5).&lt;br /&gt;Kilisedeki yönetime cemaate katılarak kendi istek ve önerilerini bildirebilmesi için cemaat konseyi veya kurulu denen bir kurul bulunmaktadır. Bu kurul her kilisenin kendi cemaatinden seçilen imanlılarla kurulur. Kilise bunun dışında bütün yardıma muhtaç imanlılarının yardımına koşmakta onların gereksinimlerine dikkat etmekte ve diğer bütün imanlılarında manevi hizmetini karşılamaktadır.Ayinler ve dualarla her cemaat Tanrı'ya daha çok yakınlaştırılmaya çalışılır. Bu kilise faliyetlerinin birinci ve en önemli temelidir. Bu temel çerçevesinde gaye kurtuluş olduğu için bazı hasta veya kötü durumda olan imanlı kardeşlerimiz için kilise evlere papazlar göndererek bu kişilere komünyon verir ve onları manevi olarak besler. Bunun yanısıra her yıl belirli dönemlerde papazlar bütün evleri dolaşarak kutsama görevlerini yaparlar. Kilise kendi durumuna göre bütün fakir ve kimsesiz imanlıları korumak için okullar ve yurtlar yapar. Bu okullar ve yurtlar kimi zaman zengin iş adamları tarafından da desteklenir ama çoğu zaman kilise kendi imkanlarıyla ve bütün diğer yabancı kiliselerden yardımlarla bunları kurar ve kendi cemaatinin çocuklarını eğitir ve yetiştirir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4941901546275904747-1823017909449627259?l=ortodokslugunsesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/feeds/1823017909449627259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4941901546275904747&amp;postID=1823017909449627259' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1823017909449627259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4941901546275904747/posts/default/1823017909449627259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ortodokslugunsesi.blogspot.com/2009/01/ortodoks-kelimesi-yunanaca-orthos-dogru.html' title='ORTODOKSLUK NEDİR ?'/><author><name>Ruhani</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17262971343888248900</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_tvoWwtdQSPA/SYNrmrIMy8I/AAAAAAAAAAk/pFATAnje3Uw/s72-c/DSCN0582.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
